Şiir Bölümü
www.ilkokuma.com


Anne
Kırklar meydanı mahşer,cümlesi anne arar,
Diller, Aziziyeden Nene Hatunu söyler.
Gülistan yüzlü bebek,emmeye anne arar,
Yıllar, idam fermanlı,Halide Edip söyler.
Pamuklar arasında,gülşende açmış bir gül,
Seherde tütün kırar,çay tarlasında bülbül.
Keçi çobanlığına şahitlik eder sümbül,
Dağlar ana deyince,Şerife Bacı söyler.
Çamaşırı tokmakla,kini sevgiyle yıkar,
Gelin olur şansına,hicran güftesi çıkar.
Yaz-kış tandır başında,ekmeğin teri akar,
Yollar,Tarsuslu ana,Kara Fatmayı söyler.
Kuyulardan su çeker,pancarda çapa vurur,
Ölümünede olsa,koca evinde durur,
Yüreği ah-u zarda,dili hal hatır sorar,
Güller,ana deyince,Emir Ayşeyi söyler.
Tencerede taş kaynar,kiraz çiçeği ağlar,
Kilosunca yük taşır,göğsüne bebek bağlar.
Kışlık tezeği yapar,kalkar koyunu sağar,
Çağlar,ana deyince,Asker Nezehat söyler.
Tarlada burçak toplar,kapı önüne konur,
Üstüne kuma gelir,harman terinden tanır.
Töreye kurban verir,baharda kışı solur,
Bağlar,ana deyince,Halime Çavuş söyler.
Anam yoğu var eder,yetmez tozu alınır,
Zorla dağa kaldırılır,sırça köşkler yıkılır.
Hayvanca saldırılır,yağlı kurşun sıkılır,
İnler,ana deyince,Tayyar Rahmiye söyler.
İlk öğretmenim anam,ilmin peşinde gezer,
Sırdaşım olur gönlü,sevdama türkü yazar.
Yüreği gülistandır,her kötülüğü ezer,
Küller,ana deyince,Sultan hanımı söyler.
Sokağa tek çıkamaz,nazenin güldür evde,
Asla fikri sorulmaz,açık hapishanede.
Başında kır saçları,siyaset sahnesinde,
Teller,ana deyince,Zübeyde hanım söyler.
Yolda kalsam duadır,başımın tacı anam,
Yetim kalsam dağ gibi,yerine göre babam.
Karları yorğan yapan,hangi derdini yanam,
Tüller,ana deyince,Satı Çırpanı söyler.
İmkan verilse validir,cevher dolu özünde,
Akrep sancısı çeker,güller açar yüzünde.
Kitabı yüreğidir,sırlar gizli sözünde,
Yeller ana deyince,Amine hanım söyler.
Anam üretir bol bol,anam yaşatır can can,
Anam sever derinden,anam büyütür han han,
Manğal gibi yürekli,yeniden doğar tan tan,
Eller ana deyince,Evren annemi söyler.
İshak der,Veysel olsam,hacca taşısam yetmez,
Gönlüne ateş düşse,kır çiçekleri bitmez.
Cennette adın geçer,şanın cihana sığmaz,
Kollar ana deyince,asırlar Havva söyler.
İshak Özlü
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine
aittir.
--------------------------------------------------------------------------------
Bu şiirin hikayesi:
HAZRETİ PEYGAMBERİMİZİN ANNESİ AMİNE VALİDEMİZ.
Annelerin en şereflisi, Kâinatın Efendisi Hazreti Resulü Ekrem (s.a.v.) 'in
mübarek validesi, bütün müslümanların annesi Hazreti Amine validemiz,
Muhammed'ül - Emîn (a.s.) Efendimiz henüz altı yaşında iken vefat etmişlerdir. O
bahtiyar anne, Peygamberimizin babası Abdullah'la izdivaç şerefine nail olup,
Server-i Kâinat, Anne rahmine düştükten sonra babasını, dünyaya gelip altı sene
yaşadıktan sonra da annesini kaybetmiştir.
Zübeyde Hanım (1857 - 1923)
Zübeyde Hanım 1857 yılında Selanik'te doğdu. Orta Anadolu'dan göç ederek,
Selanik'in batısında Arnavutluk sınırına yerleştirilen yörüklerden, Hacı Sofi
ailesinden Feyzullah Ağanın kızıdır. Selanik'te Gümrük Muhafaza Teşkilatında
memur olan Ali Rıza Efendi ile evliliğinden beş çocuk sahibi oldu. Fatma ve
Ömer'i daha küçükken kaybetti.
1888 yılında Mustafa ilkokuldayken kocasını da kaybeden Zübeyde Hanım, zaman
zaman çocukları ile birlikte kardeşi Hüseyin Ağa'nın çiftliğine giderdi. Bu
sırada, Atatürk'ün ifadesiyle; iyi kalpli bir insan olan Ragıp Bey'le evlendi.
Kızlarından Naciye de çok yaşamadı.
Balkan harbinden sonra, birçok Türk ailesi gibi, kızı Makbule ile birlikte
Selanik'ten göç etti ve İstanbul'a gelerek Beşiktaş-Akaretler'de bir eve
yerleşti. Milli Mücadele yıllarında Ankara'ya gelen Zübeyde Hanım, 1919'da
ayrılmak zorunda kaldığı oğlunu, yıllar sonra Ankara'da Devlet Başkanı olarak
gördü.
14 Ocak 1923\'te tedavi amacıyla gittiği İzmir'de 66 yaşında vefat etti.
NENE HATUN
Erzurumun Pasinler ilçesine bağlı Çeperler Köyünde dünyaya gelen Nene
Hatun,henüz 20 yaşında bir gelinken 1877-1878 yılları arasında yapılan Türk-Rus
Savaşında (93 Harbi) Aziziye Tabyasını sopayla,taşla, kazma, kürekle savunanlara
katılarak cesurca savaştı.Daha sonra oğlunu Çanakkale Savaşında şehit verdi.
1954 yılında 3. Ordu Müfettişi Orgeneral Nurettin Baransel Paşanın gayretleriyle
kendisine 3. Ordunun Nenesi ünvanı verilip, cüzi de bir maaş bağlandı ve 1955
yılında anneler gününde Yılın Annesi seçildi. Erzurum manevraları sırasında
Amerikan Generali Ridgway bu yüce insanın elini öptü. Nene Hatun bir kahramanlık
ve analık sembolü olarak 98 yaşına kadar yaşadı.
HALİDE ONBAŞI (EDİP ADIVAR)
(1884-1964)
1919'da Sultanahmet Meydanı'ndaki mitingde halkı işgallere karşı uyandırmak için
yaptığı etkili konuşma sonrası hakkında tevkif kararı çıktı.1920'de Anadolu'ya
kaçarak Kurtuluş Savaşı'na katıldı.İstanbul Hükümeti tarafından Mustafa Kemal
ile birlikte hakkında ölüm kararı verilen altı kişiden biriydi. Mustafa Kemal
onu Garp Cephesine tayin etti. Kendisine önce onbaşı, sonra da üstçavuş rütbesi
verildi. Savaşı izleyen yıllarda Cumhuriyet Halk Fırkası ve Atatürk ile siyasal
görüş ayrılığına düştü. 1917'de evlenmiş olduğu ikinci kocası Adnan Adıvar ile
birlikte Türkiye'den ayrıldı. 1939'a kadar dış ülkelerde yaşadı. 1939'da
İstanbul'a dönen Adıvar 1940'ta İstanbul Üniversitesi'nde İngiliz Filolojisi
Kürsüsü Başkanı oldu, 1950'de Demokrat Parti listesinden bağımsız milletvekili
seçildi. 1954'te istifa ederek evine çekildi ve 1964'te öldü. Değerli
kahramanımız Kurtuluş Savaşını ve Türk kadınlarının mücadelesini anlatan ve Türk
klasikleri arasına giren pek çok esere imza atmıştır
NEZAHAT ONBAŞI
Eşini yitiren 70. Alay Komutanı Hâfız Hâlid Bey, 8 yaşındaki kızı Nezahat'ı
kimseye emanet edemeyip, yanına almıştı. Küçük Nezahat Çanakkale cephesinde
muharebe havasına alışmış, Alay İzmit'e nakledildiğinde talimlere katılarak
mükemmel at binmesini, silah kullanmasını öğrenmiş ve 12 yaşında 'onbaşı'
rütbesini almıştı. Babasının yanında cepheden cepheye koşmuş, çarpışmalara
girmiş ve 100'den fazla düşman askeri öldürmüştü.
Nezahat Onbaşı 30 Ocak 1921 yılında T.C.nin İstiklal Madalyası ile
ödüllendirilmesi önerilen ilk vatandaşıdır ve bu öneri TBMM de hararetle kabul
edilmiş, ancak Kurtuluş Savaşının hengamesi içinde işleme konulamamış, daha
sonra da kararın yerine getirilmesi unutulmuştu. TBMMnin Şükran Belgesine 65 yıl
sonra 78 yaşında bir nine iken kavuşmuştu.
ŞERİFE BACI
1921 yılı Kasım ayında İnebolu'ya önemli miktarda savaş malzemesi gelmişti.
Malzemenin bir an önce Kastamonu'ya iletilmesi gerekti. Cepheye gidemeyip de
köylerinde kalan yaşlılar sakatlar, kadınlar, Menzil komutanlığının malzeme
taşınması haberi üzerine kağnılarla yola çıktı. İnebolu'dan kağnılara yüklenen
cephaneler Kastamonu'ya doğru yol aldı. Bu cephane kollarında hep kadınlar
vardı. Bunlardan biri de Şerife Bacı idi. Şerife Bacı top mermileri ıslanmasın
diye kazağını mermilerin üzerine örtmüş, yavrusu ölmesin diye üzerine abanmış ve
soğuktan ölmüştü, ama ölene kadar vücut sıcaklığını yavrusuna vermişti. Bugün
Kastamonu'da şanına layık güzel bir anıtı var (yandaki resim_ Şehit Şerife Bacı
Anıtı) . Kastamonulular şehit Şerife Bacının adını her yerde yaşatıyorlar.
HALİME ÇAVUŞ (KOCABIYIK)
Kastamonulu Halime Çavuş, uzun yıllar Halim Çavuş zannedildi. Kurtuluş Savaşına
giderken erkek kılığına girdi, erkek gibi traş oldu, saçını kazıttı ve kimseye
kadın olduğunu söylemeden Türk askerinin arasına karıştı. Gün geldi savaş bitti,
ancak o ne asker üniformasını çıkardı ne de her sabah traş olmaktan vazgeçti.
Savaş sonrası Mustafa Kemal Paşa tarafından Ankaraya çağrıldı. Onun Seni
yollamıyorum, bizim kızımız ol önerisine Annem babam beni bekler şeklinde cevap
veren Halime Çavuş,Ben ana-babaya itiatli evlada saygı duyarımdiyen Mustafa
Kemal Paşa tarafından çeşitli hediyeler verilerek tekrar evine yollandı ve
kendisine maaş da bağlandı.
ÇETE EMİR AYŞE
Yunan askeri Aydına doğru geldiğinde iki arkadaşı ile birlikte Menderesin diğer
tarafına geçmeye çalışan Emir Ayşe, arkadaşlarının kayıktan düşüp boğulması
sonucunda geri dönmüş ve Çanakkalede ölen kocasından kalan tek hatıra elmas
küpelerini bozdurup kendine bir tüfek almış, dağa çıkmış, Yörük Ali Efeye
katılmıştı. Aydının kurtuluşu olan 7 Eylül tarihine kadar Yunanlılarla
savaşmıştı. Savaş sonrası Atatürk İstasyon Meydanında Çete Emir Ayşenin de
aralarında bulunduğu kahramanlara İstiklal Madalyası takmıştı. Savaştım Yunana
karşı, elimde kalan en değerli şey Atatürkün göğsüme taktığı İstiklal
Madalyasıdır demişti.
TAYYAR RAHMİYE
Adanalı Rahmiye Hanım 9.Tümenin 1920 yılında Fransızlar ile yaptığı muharebeye
müfrezesiyle katılmıştı. Başlıca görevi, keşif ve cephe gerisinde kundakçılık
yapmaktı. Osmaniye yakınındaki demiryolu tünelini o patlatmıştı ve bölgedeki
düşmanın cephane ikmalini büyük sekteye uğratmıştı. 1920de Fransızlara karşı
harekete geçildiği sırada askerlerde bir duraksama olunca Ben kadın olduğum
halde ayakta duruyorum da siz erkek olarak yerlerde sürünmekten utanmıyor
musunuz? demiş ve aynı muharebede ateş hattında kalan iki arkadaşını korumak
için ileriye atıldığında şehit olmuştu.
TARSUSLU KARA FATMA (ADİLE ONBAŞI)
Asıl adı Adile olan, Adile hala, Adile Onbaşı diye bilinen kahraman silah
arkadaşları arasında Kara Fatma olarak anılırdı. 8-10 kişilik milis kuvvetiyle
Afyon Savaşına katılmış, Tarsusun kurtarılmasında da büyük yararlılıklar
göstermiştir
SULTAN HANIM
Adana bölgesinde çarpışan partizan müfrezesi geçici olarak Toros Dağlarından
geri çekilirken, Sultan Hanım da inekleriyle beraber onlara katılmış, çete dağda
kaldıkça ineklerinin sütüyle onları beslemişti. Müfrezedekiler onu sevgiyle anne
diye çağırmıştı.
SATI ÇIRPAN
Millet mekteplerinde okuma yazmayı öğrenen Satı Hanım, Kurtuluş Savaşında
cepheye sırtında mermi taşımıştı. 1934 yılında Atatürkün kadınlara seçme ve
seçilme hakkı vermesiyle meclise giren ilk 18 kadın milletvekilinden biri
olmuştu.