|
ERKEN ÇOCUKLUK DÖNEMİNDE DİL
KAZANIMI
Öğr.Gör. Zeliha YAZICI
Uzm. Münevver CAN YAŞAR
ÖZET
Çocuklar doğduğu andan itibaren çevresinde konuşulan
dili öğrenmeye başlamaktadır. Çocuklar
dili öğrenirken sadece bir dizi
sözcüğü değil, bu sözcüklerin bir dizi
haline getirilmesine olanak veren
gramer kurallarını da öğrenmektedir.
İlk başlarda bu kurallar her biri
doğruluğu ya da yanlışlığı saptanacak
bir hipotezdir. Çocuk deneye deneye,
başkalarıyla konuşmalarında bu
kuralları uygulayarak, “hipotezleri”
gramer kuralları haline dönüştürür.
Çocukların dil kazanım süreçleri
incelendiğinde dili anlama ve
konuşmada belli aşamaları geçirdiği
görülmektedir. Normal gelişim gösteren
bütün çocuklarda dil kazanımı aynı
aşamaları takip etmekte ve basitten
karmaşığa doğru bir yol izlemektedir.
Çocuğun gelişimsel olarak dili
kazanabilmesi, dilin yapısını
oluşturan temel sistemlere bağlıdır.
Dil sisteminin dört temel alanı ve her
alanında bazı temel kuralları vardır.
Bunlar; sesbilim, söz dizim, biçim
bilim ve anlam bilimdir. Bu çalışmada,
çocuk dilindeki söz dizim ve biçim
bilim gelişim aşamaları üzerinde
durulmuştur.
Anahtar Kelimeler:
Dil kazanımı, erken çocukluk döneminde
dil gelişimi, çocuk dilimde söz dizim,
biçimbirim.
LANGUAGE ACQUISITION AT EARLY
CHILDHOOD PERIOD
ABSTRACT
Children start to learn the language
spoken around from the time they were
born onwards. While learning language
they learn not only a series of words,
but also the grammar rules giving a
chance to convert them into series of
words. At first, these rules are a
hypothesis, of which truth or falsity
should be determined. The child starts
to convert these hypotheses into
grammar rules by trying out and
applying them in his speeches. When we
examine the process of children’s
language acquisition, it is observed
that they pass through certain stages
in comprehending and speaking the
language. At the children of normal
growth, language acquisition follows
the same stages and a track from
simple to complex. The fact that the
child is able to acquire the language
in terms of development depends on the
factors making up the basic systems of
the language. There are four basic
fields of the language system and some
rules at each one. These are
phonetics, syntax, morphology and
semantics. In this study, development
stages of syntax and morphology at
child language were examined.
Key words:
Language acquisition, language
acquisition at early childhood period,
syntax at child language, morpheme .
GİRİŞ
Çocuk doğduğu andan itibaren
çevresinde konuşulan dili öğrenmeye
başlamaktadır. Çocukların dili bir
iletişim ve düşünme aracı olarak
kullanabilmesi için dile ilişkin bir
takım sembolleri öğrenmesi ve bu
sembolleri hafızasında depolayarak
gerektiği durumlarda kullanabilmesi
gerekmektedir.
Çocuklar dil gelişimi ve
öğrenimine donanımlı olarak dünyaya
gelirler. Dünyaya geldikleri andan
itibaren de insan sesini ve diğer
sesleri özelliklede bu sesler
arasından annelerinin seslerini ayırt
edebilecek yetiye sahiptirler.
Çocukların dili anlama ve dili üretme
kapasitesi çok erken yaşlarda
başlamakta ve yaşam boyu devam
etmektedir. Diğer bir deyişle dilsel
özellikler insan gelişimin bir
parçasıdır (DeCasper ve Fifer,
1980:1175). Chomsky (1975), çocuğun
dil kazanımının sadece benzerlik
(analoji) ve taklit olarak
açıklanamayacağını, çocukların dil
kazanım aracı (LAD) ile doğduğunu, dil
kazanımının temelde insan gelişimi ile
bağlantılı olduğunu ileri sürmektedir.
Çocuklar, çevrelerinde duyduğu
konuşmaları çeşitli seviyelerde ve
türlerde hemen hafızasına alır ve daha
sonra da bu deneyimlerini kendi
oluşturduğu cümlelerinde kullanmaya
başlar (s.8).
Doğuştan gelen bu kapasite ile
çocuklar, içinde bulunduğu bir dilin
grameri hakkında hipotezler
oluşturmakta ve aşamalı olarak gramer
kurallarını keşfedip bu kuralları
kendi cümlelerini oluşturmak için
kullanmaktadır. Çocuklar dili
öğrenirken sadece bir dizi kelimeyi
değil, bu kelimelerin bir dizi haline
getirilmesine olanak veren gramer
kurallarını da öğrenmektedir. İlk
başlarda bu kurallar her biri
doğruluğu ya da yanlışlığı saptanacak
bir hipotezdir. Çocuk deneye deneye,
başkalarıyla konuşmalarında bu
kuralları uygulayarak, “hipotezleri”
gramer kuralları haline dönüştürür. (Chomsky,
1975:8-19).
Normal gelişim gösteren bütün
çocukların tüm gelişim alanlarında
evrensel bir düzen vardır.
Dünyadaki kültürlerin
hepsinde çocuklar, ilk yılda tüm
kültürlere özgü sesleri çıkarabilirler
ve ortalama 2-4 yaşları arasında
konuşmayı öğrenebilirler. Bu evrensel
düzenin ortaya çıkmasında bireysel
farklılıklar görülmekte, bu nedenle
gelişim hızı ve düzeyi farklılık
gösterebilmektedir. Gelişmenin diğer
görünüşlerinde olduğu gibi dil kazanım
sürecinde de gelişim hızı bütün
çocuklarda aynı değildir. Örneğin; bir
çocuk ilk kelimeyi 10. ayda diğer bir
çocuk da 20. ayda söyleyebilir. Bir
çocuk kompleks cümleleri 5,5 yaşında
diğeri de 3 yaşında kullanabilir (Genishi,
1988).
Çocukların dil kazanım süreçleri
incelendiğinde dili anlama ve
konuşmada belli aşamaları geçirdiği
görülmektedir. Normal gelişim gösteren
bütün çocuklarda dil kazanımı aynı
aşamaları takip etmekte ve basitten
karmaşığa doğru bir yol izlemektedir.
Bütün çocuklarda dil kazanım süreci
ilk önce bireysel seslerle başlar,
sırayla heceler, tek kelimeli cümle,
iki kelimeli cümle, üç ve daha fazla
kelimeli cümle ve son olarak da
karmaşık cümleler gelişmektedir (Charlesworth,
1993:297; Parent Center New Zealand,
2001:2). Çocuğun gelişimsel olarak
dili kazanabilmesi, dilin yapısını
oluşturan temel sistemlere bağlıdır.
Dil sisteminin dört temel alanı ve her
alanında bazı temel kuralları vardır.
Bunlar sesbilim (ses yapısı), söz
dizim, biçim bilim ve anlam bilimdir (Galda
ve diğ., 1997:27).
Sesbilim: Seslerin bir araya
gelerek anlamlı parçalar oluşturması
ve bu oluşumun nasıl gerçekleştiği ile
ilgili kuralları incelemektedir (Charlesworth,
1993:293; Galda ve diğ., 1997:27).
Söz Dizimi: Cümle içerisinde
kelimelerin fonksiyonları (isim,
bağlaç vb.) ve kelimelerin bir sıra
düzeni içerisinde nasıl anlamlı bir
cümle oluşturulduğu ile ilgili
kuralları incelemektedir. Söz dizim,
bir dilin cümlelerini oluşturan
kelimelerin düzeni ve sıralamasının
kurallarını belirlemektedir (Galda ve
diğ., 1997:27).
Biçim Birim: Cümledeki biçim
birimlerin dizilişlerini
incelemektedir. Biçim birimler,
belirli dil kuralları çerçevesinde bir
araya gelerek cümleleri
oluşturmaktadır (Ekmekçi, 1991:28).
Biçimbirimlerin cümledeki dizilişleri
dillere göre farklılık göstermektedir.
İngilizce’de bir cümle kurmak için
kelimelerin cümle içerisindeki
sıralanması önemlidir (Charlesworth,
1993:294). Örneğin, “köpek”, “bir”,
“hayvan” ve “dır” biçimbirimleri tek
başlarına bir cümle olarak kabul
edilmez. Ancak “Köpek bir hayvandır”
şeklinde sıralandığında bir cümle
oluşturulabilir. Türkçe’de kelimelerin
cümle içindeki sıralanışından çok
edinimsel boyut önemlidir. Yapısal
özellikler daha çok biçimbirimler
yoluyla belirtilir. Örneğin, “
yenemediklerimdensin” cümlesinde “yen”
bağımsız bir biçimbirimdir ve
diğerleri ise “yen” biçim birimine
eklenen diğer bağımlı biçimbirimlerdir
(Ekmekçi, 1991:29).
Anlam Bilim: Dilin ne anlamda
tanımlandığı ve spesifik durumlarda en
uygun şekilde nasıl kullanıldığı,
cümle içerisinde kullanılan
kelimelerin içerik acısından doğru ve
uygun kullanımı ile ilgili kuralları
incelemektedir. Anlambilim, dili anlam
yönünden ele almaktadır. Özellikle,
dil ile dünyadaki nesne ve olayların
gerçek bilgisi arasındaki ilişkiyi
incelemektedir (Charlesworth,
1993:294; Baykoç Dönmez ve Arı,
1987:36; Galda ve diğ., 1997:27).
Bu çalışmada çocuk dilindeki söz dizim
ve biçim bilim gelişim aşamaları
üzerinde durulmuştur.
Söz Dizim Gelişimi
Çocukların çoğu 10-12.
aylar arasında sadece tek sözcükle
konuşmasına rağmen, söylediği
sözcüklerden daha fazlasını
anlayabilmektedir. Çocuklar arasında
bireysel farklılıklar olmasına rağmen,
13–14 aylıkken çocukların sözcük
dağarcığında ortalama yaklaşık 10
sözcük yer almaktadır. Bu yaşlarda
çocuklar sözcükleri anlamaya ve
üretmeye başladıkları sözcükler içinde
bulunduğu toplumun diline ait tek
sözcüklü cümlelerden oluşturmaktadır.
Çocuk dilindeki ilk cümleler,
genellikle aynı hecenin tekrarına
dayalı olarak ortaya çıkarılan
sözcüklerden oluşmaktadır. Örneğin;
baba, cici, mama, meme vb. Bu
sözcükler, çocukların ihtiyaçları ve
dilin doğal gelişim özelliğine bağlı
olarak doğal yollarla üretilir (Flavell
ve diğ., 1993:285; Bakuta, 2001:235;
Pinker, 2001).
Türk çocuklarının ilk
sözcükleri; kız çocuklarında 7-8.
aylarda, erkek çocuklarında ise 11-12.
aylarda ortaya çıkmaktadır. İlk
sözcüklerden çoğu bir veya iki heceden
oluşmaktadır. Bu yapıların genellikle
sesli-sessiz (“aaa-” al anlamında, at
vs.), sessiz-sesli (“vee-” ver
anlamında, ge-gel anlamında) ya da
sessiz sesli-sessiz sesli (baba, mama
dede vb.) yapıya sahip olduğu
vurgulanmaktadır (Baykoç Dönmez ve
Arı, 1992:125). Bir yaşın sonuna
yaklaştıklarında çevrelerinde en sık
duydukları dildeki konuşmaların hem
ayrışan özelliklerine hem de en geniş
çaplı kalıplarına odaklanmaktadırlar.
Ayrıca anadillerinde kullanılan
kelimeleri oluşturan belli ses ve ses
dizilerini ifade etmeye
başlamaktadırlar. Artık dil bilimsel
periyoda doğru ilerleme başlamıştır (Bakuta,
2001:232; Flavell ve diğ., 1993:279;
Cole ve Cole, 2001:295 ).
Çocuk bir sözcükle bütün düşüncelerini
ifade edebilmekte ve ilk bir yılda
çocukların konuşmalarında söz dizimsel
bir belirti görülmemektedir (Cole ve
Cole 2001:306). Bu ilk sözcükleri
genelde isim türündendir ve yakın
çevresinde aile üyeleri, hayvanlar ya
da oyuncakları gibi kişi ve nesnelere
yöneliktir. Çocukların sözcük
hazineleri arttıkça daha çok fiil ve
sıfat kullandıkları vurgulanmaktadır.
Eylem sözcükleri (ver), niteleyici
(kirli) ve sosyal kelimeler de
(lütfen) ortaya çıkabilir (Bakuta,
2001:235; Pinker, 2001).
Türk çocuklarının öğrendiği ilk on
kelime nitelik yönünden
incelendiğinde, aile ile ilgili (baba,
dede) sözcük oranı ilk sırada yer
almaktadır. Bunu sırasıyla, hareket
bildiren sözcükler (ver, al, aç, vb..)
sosyal iletişimle ilgili sözcükler ve
ünlem, yiyeceklerle ilgili sözcükler
nesne isimleri ve hayvan isimlerinin
izlediği görülmektedir (Baykoç Dönmez
ve Arı, 1992:126). Türk çocuklarında
sözcüksel sistemde isim ve fiillerin
kullanımı 24 ay çıvarında kazanıldığı,
Amerika’daki çocukların ise ilk
kelimelerinin büyük çoğunluğunu nesne
ifade eden isimlerin oluşturduğu
görülmektedir (Aksu Koç ve Slobin,
1985:850; Bakuta, 2001:235; Pinker,
2001:).
Çocuklar, 17-18 aylık olduklarında dil
iki farklı açıdan gelişmektedir.
Birincisi sözcük hazinesi hızla
gelişmesi, ikincisi ise, iki sözcüklü
sıçramalarla söz diziminin gelişmeye
başlamasıdır (Pinker, 2001). İki
sözcüklü cümleler döneminin en çarpıcı
ve en önemli özelliği, çocuğun
dilindeki yaratıcılıktır. Dil bilgisi
kurallarına uygun cümleleri nadiren
kurmalarına rağmen, iki kelime
arasındaki ilişkiden çıkarılan
anlamdan dolayı tek kelimeye göre
çocuğun kurduğu anlam arasındaki
ilişki iki katı fazla bilgi
içermektedir (Flavell ve diğ.,
1997:288; Cole ve Cole, 2001:307).
Çocukların bu aşamaya geçerken “mama
ver”, “daha süt” gibi ifadeler
kullandığı görülmektedir. Bu durum
çocuğun dilsel olarak söz dizim
gelişiminin en belirgin
özelliklerinden biridir. Çocukların
kullandığı cümlelerde sözcükler
arttıkça cümlelerin yalnızca anlam
temelli olmaktan çıkıp, gramer temelli
yapıların da cümlelerine girmeye
başladığını görülmektedir (Flavell ve
diğ., 1993:290). Ayrıca bu dönemde
çocuklar anlamlar yaratmak için
kelimelerin sırasını değiştirebilir.
Örneğin; “ koş baba” ve “baba koş”
vb..(Cole ve Cole, 2001:308).
Bu dönemde çocuk anadilinin gramer
yapısını az çok andıran şekillerde
fazla sayıda sözcüğü de bir araya
getirir. Çocuk sözcükleri bir araya
getirirken, sözcüklerin yer aldığı
farklı söz dizim kategorilerinin de
farkındadır. Örneğin;“baba git”
ifadesi çocuğun isim ve fiillerin
farklı kelime sınıflarına ait
olduklarını anladığını gösterir.
Türk çocuklarının dil kazanım
süreçlerini incelediğinde, 1.7–2.4
yaşlarındaki çocukların erken
dönemlerde çeşitli sözcük sıralamaları
yaptıkları görülmektedir. 1.7
yaşındaki çocukların nitelik
anlatımlarında sıfatları başta “soğuk
su”, iki yaşındaki ise yüklem
anlatımlarında sıfatları sona
koymaktadır “çorba sıcak”. Bu yaşlarda
çocuklar, genellikle belirtisiz
nesneleri daima fiillerden önce “kalem
getir”, belirtili nesneleri hem
yüklemden sonra “getir kalemi” hem de
yüklemden önce “kalemi getir”
kullanılabilmektedir (Akt. Aksu Koç
ve Slobin, 1985:856). İki sözcüklü
cümlelerin dil bilgisi yapılarında
çoğunlukla “özne-yüklem” (Baba deldi,
ayav düttü- köpek düştü vb..)
yapısının olduğu görülmektedir. Bunu
sırasıyla “nesne-yüklem (mama detiy-mama
getir, çabuu ve-sabun ver, apkabı
budu- ayakkabımı buldum vb..)” ve
“özne- nesne” (çağırma- isim,anne çiçe-
anne çicek), “soru” (özne-yüklem, Ayşe
bab?), “gösterme isim”, “isim–ünlem”,
“isim-isim”, “isim-olumsuz”,
“sıfat-isim”, “isim- sıfat”, “yüklem
sıfat” yapıları izlemektedir (Baykoç
Dönmez ve Arı,1987:54).
Çocukların yaklaşık 2-2.5 yaşlarında
oluşturduğu cümlelerde ikiden fazla
sözcük görülmeye başlar. Üç yaşlarında
isim, fiil, sıfat ve edatları kısa
cümlelerde kullanmaya ve anlamaya
başlarlar. Zamirlerin ortaya çıkma
oranı biraz daha geçtir. Çocuklar 2.5
yaşlarında, önce kendi adını söyler ve
“ben, beni, sen” zamirlerini anlamaya
başlarlar. Üç yaşlarında diğer
zamirleri kullanmaya başlarlar, ancak
sıklıkla hata yaparlar. Örneğin ”ben
yaptı onu” gibi (Cooke ve Williams,
2000:62; Cole ve Cole, 2001:307 ).
İki yaşındaki Türk çocukları
konuşmalarında, öznenin vurgulandığı
durumda “Ben” birinci tekil kişi
zamirlerini kullanmakta örneğin; “ben
yaptım”, “ben aldım” vb.,
cümlede yüklem veya nesne
vurgulandığında ise, fiilin sonuna
birinci tekil şahıs ekini ekleyerek
kullanmaktadır. Örneğin; “ceket
giydim”, “atta gittik” vb. (Slobin ve
Talay,1986:4-6).
Biçim Birimin Gelişimi
Çocuklar tam cümleler kurmak için daha
çok kelimeyi bir araya getirmeye
başladıklarında, kullandıkları
kelimelerin dilbilgisi yapılarının
karmaşıklığını ve çeşitliliğini de
artırırlar (Cole ve Cole, 2001:307).
Çocukların dilleri geliştikçe,
kazanılan her yeni sözdizimsel ve
biçimsel öğeler cümlenin uzunluğunu ve
karmaşıklığını etkilemektedir (Ege ve
diğ, 1998:20). Kazanılan her yeni ile
çocukların cümlelerinin uzunluğu da
artmaktadır. Çocuk cümlelerine biçim
birimlerin eklenmesiyle çocuk
cümleleri yetişkinlerin cümlelerine
daha çok benzetmektedir. Zaman, şahıs,
soru, olumsuz ekleri ve ismin halleri
her biri bir biçim birimi
oluşturmaktadır. Bütün çocuklar
anadillerindeki temel takıları aynı
sabit oranda öğrenmektedirler.
Çocuklar önce temel sözcüğü, adım
adımda dilin kurallarını ve cümle
düzenlerini öğrenmektedirler.
Çocuklarda dil kazanım oranı hızlı ya
da yavaş olsa da biçim birim yapım
ekleri (dil bilgisi) bütün çocukların
konuşmalarında genellikle aynı dizide
ortaya çıkmaktadır. Gramer yapım
eklerinim ortaya çıkması çocukların
isimler ile fiilleri ayırt etmeye
başladığının güçlü bir göstergesidir.
Çünkü çocuk konuşmalarında cümle
içindeki hangi sözcüklere hangi
eklerin getirilmesi gerektiğini
belirleyen yetişkinlere ait kurallara
uymaya başlamaktadır (Flavell ve diğ.,
1997:291; Cole ve Cole, 2001:308).
Türk çocukları sözcüksel sistemdeki
isim ve fiillerin kullanımı 24 ay
çıvarında kazanılmaktadır. Çocuklar,
isimlerin hallerini, çoğul durumları,
zamanların bir kısmını, kişi,
olumsuzluk ve soru ifadelerini
kullanabilir. Tek sözcüklü dönemde de
isim ve fiilleri 15 aylıkken üretkence
kullanmaya başlarlar. Örneğin; “bitti”
sözcüğü gövde ve ekiyle kullanılabilir
(Aksu Koç ve Slobin, 1985:850).
İngilizce’nin kazanımında çocuklar
dildeki ön ve arka ekleri kullanmadan
sözcükleri gramer kurallarına uygun
bir biçimde dizerek belirtmeye
çalışırlar. Eklerin öğrenimi ise daha
sonraki bir devreye bırakırlar.
Türkçe’nin kazanımında ise çocuklar,
çekim eklerine ağırlık vermekte ve tek
sözcük üzerinde çekim eklerinin
kullanılışını öğrendikten sonra iki
sözcüğü bir araya getirmektedirler
(Ekmekçi, 1988:43). Bu durumda
dillerin farklı nitelikleri göz önüne
alındığında dil bilimciler dil
kazanımı incelemelerinde çocukların
sözcelerindeki sözcük sayısı yerine
biçimbirimlerin sayısını dikkate
almanın daha uygun olacağını
vurgulamaktadır.
Anadili İngilizce olan çocukların dil
kazanımı sırasında ortaya çıkan ilk
çekim ekinin şimdiki zamanı gösteren -ing
(-yor) olduğu belirtilmektedir.
İngilizce’nin kazanımında çocukların
şimdiki zaman (-ing) ekini 20- 22.
aylarda belirgin olarak kullandıkları
görülmektedir. Çocuklar bu fiil
şeklini, devam eden bir eylemi
tanımlamak için kullanmaktadır (Cole
ve Cole, 2001:308). Geçmiş
zaman ekini ise 26. aylarda
kullanılmaya başladığı görülse de
düzensiz fillerin kazanımı daha uzun
bir süreç almaktadır. Çocukların
düzenli filleri öğrendikten sonra bu
durumu düzensiz fiillerde genelleyerek
uyarladıkları belirtilmektedir.
Örneğin; give- gave yerine gived gibi
(Radford, 1990:31).
Türkçe’nin kazanımında ise çocuklar,
15-18 aylarda çekim eklerinin dildeki
yerini fark eder ve bu ekleri önceleri
tek sözcüklerle birlikte kullanmaya
sonraları da bu ekli sözcükleri bir
araya getirerek uzun cümleler yapmaya
başlarlar. Türkçe’de şimdiki zaman eki
“–yor” 16. aylarda kullanılmaya
başlamaktadır. Çocuklar 21. aylarda
şimdiki zaman “-yor” ekini süre gelen
olayları anlatmak için
kullanmaktadırlar. Eylemlerin sonunda
henüz şahıs eklerine rastlanmamaktadır
(Ekmekçi, 1988:43). Gelecek “-acak, -ecek”
ve geçmiş zaman “-di” ekleri 19. ayda
duyulursa da bu ekler tam anlamıyla
21. aylarda ortaya çıkmaktadır. Bu
dönemde çocuklara yöneltilen sorular,
gelecek ve geçmiş zaman içeriyorsa,
çocuklar cevaplarında bu zaman
eklerini kullanabilmektedir. 21. aydan
sonra çocukların bu ekleri tek yönlü
yaptığı konuşmaların kullandığı
görülmektedir. Çocukların
konuşmalarında “–miş” geçmiş zaman eki
ise “–di” geçmiş zaman ekinden kısa
bir süre sonra ortaya çıkmaktadır ama
her iki ekin kullanımın 4 yaşına kadar
tam olarak ayrımına varılamamaktadır.
Bunun sebebi de geçmişteki sürecin
çocukların anlamasının zorluğu
olabilir. Geniş zaman eki “-r”
çocuklarda 18. aylarda sadece olumsuz
şekli veya emirlere karşı çıkma
durumlarında kullanıldığı görülse de,
ileriki yaşlarda fazla kullanılmadığı
ancak ikinci yıldan sonra rica etmek
veya koşullu cümlelerde kullandıkları
görülmektedir (Aksu Koç ve Slobin,
1985:864; Ekmekçi, 1988:45).
Çocuklarda olumsuz formların kullanımı
genellikle bir düzen içinde
başlamaktadır. Olumsuz cümle
yapılarının gelişimi belirli bir aşama
izlemektedir. Bu aşamalar; var olmama,
ortadan kalkma, yok olma, olayda yer
almama, durumu reddetme, inkar ve
yasak olma durumlarıdır. Çocuklarda
olumsuz ifadelerin kazanım sürecinde
ilk önce “hayır” ve “değil” ifadeleri
görülmektedir. Örneğin; “meyve suyu
yok”, “oyun şimdi değil” vb. (Cooke ve
Williams, 2000:63).
Türk çocuklarında 24. ay civarında
olumsuz emirler belirmeye
başlamaktadır. Örneğin; git-me vb..
Türkçe’de olumsuzluk eki “-me, -ma”
fiil kökünün hemen arkasına
getirilerek olumsuz ifadeler
oluşturulmaktadır. İki yaşındaki Türk
çocukları olumsuzluk ekini fiil
kökünün hemen arkasından getirerek
olumsuz ifadeleri kurabilmektedir. 2;3
yaşına kadar fiil olmayan durumlarda
sıfat ve isim ifadeleri için “değil”
ifadesini kullandıkları, 2;6 yaşa
kadar da mevcut olmama durumunu
belirtmek için de “yok” olumsuzluk
ifadelerini kullandıkları
görülmektedir. Bazı çocuklar “yok” ve
“değil” olumsuzluk ifadelerinden
birini ya da olumsuzluk eki “–me, -ma”
veya olumsuzluk jesti “ııh”
ifadelerini kullanmaktadır (Aksu Koç
ve Slobin, 1985:850).
Çocuklar 1.5- 2 yaşlarında “evet,
hayır” ve “ne, nerede” türündeki
sorular arasındaki farkı
ayırabilmektedir. Ancak, henüz bu
soruları uygun bir şekilde
cevaplayamamaktadır. Çocuklar iki
yaşlarında alışılagelmiş birçok soru
kalıpları sorarlar. Örneğin; bu ne,
bunun adı ne? vb.. ancak bu sorular
yetişkin gibi geçek anlamında anladığı
söylenemez. Çünkü yetişkin tarafından
yöneltilen aynı sorulara cevap vermede
yetersiz kalmaktadırlar. Bu dönemde
ses vurgulamalarındaki değişikliklerle
özne- fiil sırası olmadan “evet-
hayır” sorularını sorabilir. Soru
eklerini kullanmada hala yeterli
değildir. Örneğin; Bu benim sütüm? vb.
(Cooke ve Williams, 2000:63)
Çocukların konuşmaları incelendiğinde
özellikle soru ifadelerinin ve soru
cümle yapılarını kazanımlarında aynı
tür soruları cevaplamayı öğrendikten
sonra soru ifadelerinin olduğu
cümleleri kurmayı öğrendikleri
görülmektedir (Radford, 1990:29).
Türk çocuklarında soru ifadelerinin
kazanı, 15-17. aylarda “ne (mu ne?)”,
18-20 aylarda “nerede (neyde abba?)”,
20-23 aylarda “kim (nimo?)”, 23-24
aylarda “niye (nie- niye
vermiyorsun?)”, “hangi (angi abba)”,
25-30 aylarda “ Mi?-Ne zaman?” vb..
soru zarflarının kullanılmaya
başlandığı görülmektedir (Baykoç
Dönmez ve Arı, 1992:142).
Çocuklar bir ve birden fazla nesneyi
karşılaştırarak düzenli çoğulları
öğrenebilirler. Anadili İngilizce olan
çocukların çoğul ifadeleri, 20-22.
aylarda düzenli isimlerde kullanmaya
başladığı belirtilmektedir (Radford,
1990:329). Türk çocuklarında ise,
çoğul ekinin 20-23 aylarda üretilmeye
başlandığı ancak bazı çocuklarda
24-27. aylarda bazılarında ise 28-30
aylarda üretildiği görülmektedir (Baykoç
Dönmez ve Arı, 1987:56).
Çocuklar 2,5 yaşlarında zamirleri
anlayabilirler. Üç yaşlarında
konuşmalarında “ben (beni, bana benim
)”, “sen (seni sana senin)” kişi
zamirlerini uygun bir şekilde
kullanabilirler (Cooke ve Willians,
2000:44). Kişi zamirleri çocukların
ifadelerinde yetişkinlere oranla daha
çok görülmektedir. Çocuklar zamir
kullanımına hakim olmakla kalmayıp
yetişkinlerin zamir kullanmadığı
yerlerde bile zamir kullanma eğilimi
göstermektedirler. Çocuk kullandığı
zamirleri anlamsal açıdan anladıktan
sonra esnek kullanıma başlamaktadır (Slobin
ve Talay, 1985:17).
Slobin ve Talay (1985), 2-5 yaş arası
Türk çocuklarının kişi zamirlerini
kazanımlarını inceledikleri
çalışmalarında, iki yaşındaki
çocukların konuşmalarında öznenin
vurgulandığı durumda “Ben” birinci
tekil kişi zamirlerini kullandıklarını
cümlede yüklem veya nesne
vurgulandığında ise fiilin sonuna
birinci tekil şahıs ekini ekleyerek
kullandıklarını, saptamışlardır
(s.16).
Çocuklar temel anlamsal ve söz dizim
ilişkilerini ifade etmeyi öğrendikten
sonra bu temel ilişkileri kapsayan
olayları birbirine bağlamayı öğrenmeye
başlamaktadır. Çocukların dil kazanım
sürecinde bağlaç kullanımlarında ilk
önce sebepsel ifadeleri
öğrenmektedirler, sonra şartlı ve
kiplere göre zaman ifadelerinin
kullanımı gelmektedir. Bunu aynı anda
gerçekleşen olay ve durumları için
zaman ifadeleri takip etmektedir ve
son olaraktan “önce” ve “sonra”
ifadeleri yan cümlecikler içinde
kullanılmaktadır (Aksu Koç ve Slobin,
1985:862). İki düşünceyi bağlamak
için, ilk önce “ve” bağlacını
kullanmaktadırlar. Anadili İngilizce
olan çocuklarda “ve” bağlacının
kullanımı 26. aylarda görülmeye
başlamaktadır, 28. ayda “ve” bağlacını
ara sıra kullanırken, 31. ayda sürekli
olarak kullanabilmektedirler.
Çocuklarda görülen diğer bağlaçlar ise
sırasıyla, 32. aylıkken neden sonuç
ilişkisini ifade etmek için “ çünkü”
bağlacı, 33. ayda “öyle” bağlacı, 34.
ayda “eğer” bağlacı, 35 ayda, zıt bir
durumu belirtmek için “ama, fakat”
bağlacını kullandıkları görülmektedir
(Lund ve Duchan,1988:39).
Türk çocuklarında bağlaçların
kazanımı, 48-53 aylarda “ile”, “ve”,
“çünkü”, “ama”, “ki”, “yoksa”, “hem”
gibi bağlaçları kullanabilirler.
54-60. aylarda ise “–de, da”
bağlaçlarının kullanıma
başlamaktadırlar (Güleryüz ve Baykoç
Dönmez, 1992:106).
Slobin (1988)’e göre Türk çocuklarının
konuşmalarında “ve” bağlacının
kullanımı ilk birkaç yılda ortaya
çıkmaktadır (s.51).
Aksu Koç (1985), da Türk çocuklarının
ama ve fakat bağlaçlarının 5
yaşlarında kullanıldığını
belirtmektedir (s.73).
Erken çocukluk dönemi diğer gelişim
alanlarında olduğu gibi çocukların dil
kazanımı açısından da son derece
kritik bir dönemdir. Çocuklar, dil
becerilerini ebeveynler, aile üyeleri
ve öğretmenler gibi dili iyi derecede
konuşan kişilerle etkileşim içinde
geliştirirler. Erken çocukluk dönemi
öğretmen eğitimi programlarının çoğu
dil gelişimi üzerinde duruyor olsalar
da özellikle çocukların sosyal ve
kültürel bağlamda dil kazanımına çok
az vurgu yapılmaktadır. Dil
kazanımının bu yönü üzerinde
durulmadığı için de birçok eğitimci
farklı gelişim aşamasında olan
çocukların dil gelişimini nasıl
destekleyeceklerini bilemedikleri
gibi, dil gelişiminin beklenen düzeyde
olmadığı durumlarda da bunu fark
edememektedirler. Erken çocukluk
dönemi eğitimcileri ve aileler
çocukların dillerinin gelişmeye devam
ettiğinden, kelime dağarcıklarının
genişlediğinden ve gramerlerinin daha
kompleks hale geldiği fark
edebilmeleri için, çocukta dil kazanım
süreçlerini bilmeli ve erken çocukluk
döneminde onlara bunu destekleyici
olanaklar sunmalıdır.
KAYNAKÇA
AKSU KOÇ, A. ve SLOBİN, I.D. 1985.
“The Acquisition of Turkish” The
Crosslinguistic Study of Language
Acquisition. Lawrence Erlbaum
Assosiates Inc. Publs. Hillsdale, New
Jersey s.839-878.
AKSU KOÇ, A. 1985. “ Simultaneity in
Children’s Narratives: The Development
of Cohesion in Discourse. ” The
Crosslinguistic Studies on Turkish
Linguistic: Proceeding of the Fourth
International Conference on Turkish
Linguistic 17-19 August, 1988. Middle
East Tecnical University, Ankara.
s.55-78.
BAYKOÇ DÖNMEZ, N. ve ARI, M. 1987. “
12-30 Aylık Türk Çocuklarında Dilin
Kazanılması” Gelişim ve Eğitim
Dergisi, s.2 (36-58).
BAYKOÇ DÖNMEZ, N. ve ARI, M. 1992. “
12-30 Aylık Türk Çocuklarında Dilin
Kazanılması” G.Ü. Gazi Eğitim
Fakültesi Dergisi, 8(3):115-161.
BAKUTA, D. 2001. Child Development a
Thematic approach. Hagohton Mifflin
Company, New York s.227-244.
CHARLESWORTH, R. 1993. Understanding
Child Development. Delmar Publishers
Inc Albany, NewYork s.293-322.
CHOMSKY, N. 1975. Current Issues in
Linguistic Theory Sixty Printing,
Mouton, The Hague, Paris.
COLE , M. and COLE, S.R. 2001. The
Development of Children. Scientific
Amrican Books Distributed by W.H.
Freeman and Company
COOKE, J. & WILLIAMS, D. 2000. Working
whit Children Language. Winslow
PressOxon United Kingdom.4.
DECASPER, A. And Fifer, W. P. 1980.
“Of Human Bonding : Newborns Prefer
Their Mothers’ Voice” Science.
208.S.1174-1176.
EKMEKÇİ, Ö. 1988. “Coinage of Words in
Children’s Lexicon in Acquiring
Turkish.” Studies on Turkish
Linguistic: Proceeding of the Fourth
International Conference on Turkish
Linguistic 17-19 August, 1988. Middle
East Tecnical University, Ankara. s.
79-93.
EKMEKÇİ, Ö. 1991. “Türkçe Ediniminde
Çekim Eklerinin Rolü.” Çukurova
Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi.
1(6):22-44.
EGE, P., ACARLAR, F. ve GÜLERYÜZ, F.
1998. “Türkçe Kazanımında Yaş ve
Ortalama Sözce Uzunluğu İlişkisi.”
Türk Psikoloji Dergisi, 13(41):19-31.
FLAVELL, J., H. MILLIR, P. H., and
MILLIR, S.S. 1993. Cognitive
Development, Prentice-HALL, Inc. New
Jersey. s. 276-290.
GALDA,
L.CULLINAN, B.E. & STRICKLAND, D. S.
1997. Language, Literacy and
Child, Orlando, Harcourt Brace &Company
Puplishing.
GENISHI, C. 1988. “Young Children’s
Oral Language Development”. ED301361 (http://www.thememoryhole.org/edu/eric/ed301361.html).
GÜLERYÜZ, F. ve
BAYKOÇ DÖNMEZ. N. 1992)”48-60 Aylar
Arası Türk Çocuklarının Dil
Yapılarının İncelenmesi.” G.Ü. Gazi
Eğitim Fakültesi Dergisi, 8(3):205-237
LUND, N.J., and DUCHAN, J. 1988.
Assessing Children’s Languge in
Naturalistic Contexts. Second Edition.Prentice-
Hall, Inc. New Jersey.
PARENT CENTRES NEW ZEALAND INC. 2001.
“Language Development.” htpp://www.parentscentre.org.nz/babies_and_preschoolers/612mths/CLanguage.htm.
PINKER, S. 2001. “Language Acquisition.”
An Invitation to Cognitive Science,
2nd Ed. V.1, Language Cambridge, MA:MIT
Pres.
RADFORD, A. 1990. “The Nature of Early
Child Grammar of English.” Syntactic
Theory and Tthe Acquisition of English
Syntax. First Publish, Basill
Baalckwell, Inc . Oxford, UK.
SLOBIN, D.I., and TALAY, A. 1985.
“Development of Pragmatic Uses of
Subject Pronouns in Turkish Child
Language.” Proceeding of the Second
Conference on Turkish Linguistic.
Bogaziçi University August, 1985.
İstanbul.
SLOBIN, D. I. 1988. “The Development
of Clause Changing in Turkish Child
Language.” Studies on Turkish
Linguistic: Proceeding of the Fourth
International Conference on Turkish
Linguistic 17-19 August, 1988. Middle
East Tecnical University, Ankara.
|