|
Türkiye’nin Sorunu Öğretmenler Değil, Dünya
Bankası ve IMF’dir! - 2008-01-16
Dünya Bankası Türkiye Direktörü Ulrich Zachau, 16 Ocak 2008’de
yaptığı bir açıklamada Türkiye’de öğretmen maaşlarının OECD
üyesi ülkelere göre yüksek olduğunu iddia etmiş ve tam da AKP
Hükümeti’nin uygulaya geldiği üzere çalışma şartlarının
esnetilmesini ve yarı zamanlı işler getirilmesini önermiştir.
Türkiye’nin ekonomi politikalarının uluslararası finans
çevreleri tarafından belirlendiği, ekonomide emekçiden değil
patronlardan yana politikaların açığa çıktığı ve öğretmenlerin
güçleşen yaşam koşulları karşısında daha da sefalete mahkum
edildiği bir döneme denk gelen bu açıklamanın ne
istatistiklerle ne de gerçeklikle uyuşmadığı ortadadır. Daha
önce de Türkiye’de asgari ücretin yüksek olduğunu belirterek
düşürülmesini öneren Dünya Bankası’nın yaklaşımına en iyi
yanıt, hükümetin de her fırsatta kendisine referans olarak
aldığı OECD nin, her yıl yayınladığı Bir Bakışta Eğitim
Raporlarında saklıdır. Dünya Bankası Türkiye Direktörü’nün
sözlerini, kendisinin de karşılaştırma amacıyla referans
olarak aldığı OECD’nin istatistikleri yalanlamaktadır.
Eğitim Sen tarafından kamuoyunun dikkatine sunulan OECD Bir
Bakışta Eğitim 2007 Raporu’a göre, Türkiye’de eğitim
emekçileri diğer OECD üyesi ülkelerdeki eğitim emekçilerine
göre;
Daha fazla çalışmaktadır.
Daha çok öğrencinin sorumluluğunu üstlenmek zorundadır.
Daha düşük ücret almaktadır.
Geçimini sağlamak için daha fazla yıpranmaktadır.
Bu durumda Eğitim Sen olarak soruyoruz: Tefeciye, rantiyeciye,
faizciye son 13 yılda 400 milyar dolar, AKP’nin iktidarda
olduğu son 5 yılda ise 200 milyar dolar faiz ödemesi
gerçekleştiren bir ekonomik modelde faizcinin, tefecinin
kazancına kazanç kattığı bu kumarhane düzeni değil de,
öğretmenlerin maaşları mı sorunun kaynağıdır? Her yıl faizciye
ödenecek paranın bütçeden garanti edilmesi için Türkiye’ye
faiz dışı fazla ayırması için baskılarda bulunan ve
emekçilerin maaşlarından yapılan kesintileri tefeciye
aktaranların, bu düzeni dayatanların öğretmenlerin maaşlarını
yüksek bulmasından doğal bir şey yoktur. Öğretmenin
boğazından, yemeğinden kesilmesi, tefecinin cebinin
şişirilmesi düzeninde en doğal olan şey, bu kesimlerin
sözcülerinin ücretlerimize göz dikmeleridir.
Bugün Türkiye’de öğretmenlere yoksulluk sınırının yarısından
daha az ücret ödenmesinin ve diğer eğitim emekçilerinin açlık
sınırında yaşamaya mahkum edilmesinin sorumluları, eğitimin ve
eğitim emekçilerinin sorunlarına çözüm üretmek yerine, sürekli
yeni sorunlar üretenlerdir. Eğitim sisteminin ve giderek
derinleşen eşitsizliklerin sorumlusu öğretmenler ve onların
maaşları değil, Dünya Bankası ve IMF gibi dayatma
örgütleridir. Dünya Bankası Direktörü’nün açıklamaları suçu
üstünden atma ve hedef saptırma yönündedir. Türkiye’nin
ekonomik sorunları, memurun ve işçinin maaşlarının daha da
düşürülmesiyle değil, bu kesimlerin refahtan aldıkları payın
daha da arttırılmasıyla çözülebilir. Türkiye’nin sorununun
Dünya Bankası ve IMF gibi uluslararası finans çevrelerinin
çıkarlarını yansıtan kuruluşların dayatmalarında aranması bize
göre daha mantıklı bir yaklaşımdır. Türkiye’nin sorunu
öğretmenler değil, Dünya Bankası ve IMF’dir.
Alıntı
http://www.egitimsen.org.tr/index.php?yazi=1474
|