|
Okullar Açılıyor...
Okul, çocuğun gelişiminde önemli adımlardan biridir. Okula
başlama çocuk için yeni ve karmaşık bir sosyal çevreye girmek,
birey olarak toplumda yer almak, dış dünyaya açılmaktır.
Okul sürecinin başlamasıyla çocuğunuzda kişiliğini kazanmaya
yönelik çabalar artar. Çocuğunuz sizi ve başkalarını etkiler.
Psikolojik olarak sizden ya da başkalarından etkilenir.
Çocuğunuz kendi iç zenginliği ile artık çevreye daha fazla
açılmaya başlar. O güne kadar sadece anne babası kardeşi ve
kendisi varken, artık dünyada başkalarının da olduğu bilincine
varır.
Anaokuluna gittiğinde sınıf arkadaşları sınıf öğretmeni, diğer
sınıflardaki çocuklar, diğer sınıfların öğretmenleri, okul
müdürü, arkadaşlarının anne ve kardeşleri ile ilkokuldaki
çevresi ile çocuğunuz hızlı bir sosyal gelişim sürecine girer.
Çocuğunuz yeni olan bu sosyal ortamda çevresini etkilediği
gibi çevresinden de etkilenecektir. Çocukta meydana gelen
değişimleri fark edebilmek için öncelikle çocuğun gelişim
dönemlerinin özelliklerini bilmek faydalı olacaktır.
Okul ve aile bireylerin eğitiminde birbirlerini tamamlayan
oldukça önemli kurumlardır.. Çocuk, aile ve ev ortamının
dışında ve ondan farklı olan yeni bir ortama girme, ""okula""
başlama göreviyle erken yaşlarda karşı karşıya kalır.
Çocukların büyük bir kısmı okula uyum sağlarken, bir kısmı da
uyum sağlamada zorlanırlar. Okula uyum sağlamada zorlanan
çocuklarda yaygın olarak görülen temel problem okul
korkusudur.
Okul korkusu; okula uyum sağlamada zorluk çeken çocuklarda
korku, aşırı öfke, açık organik bir neden olmaksızın kendini
iyi hissetmemeyle ilgili şikayetlerle ortaya çıkan,
anne-babanın bilgisi dahilinde evde kalma isteğidir. Ayrıca
kuvvetli bir endişe nedeniyle çocuğun okula gitmeyi reddetmesi
ya da bu konuda isteksiz görünmesidir. Okul korkusu daha
ziyade çocuğun okula giderken annesinden ayrılmaya verdiği bir
çeşit ayrılma endişesi reaksiyonudur. Çocuk anaokuluna ve
ilkokula giderken böyle bir reaksiyon gösterebilir.
Okulun ilk günlerinde bazı sorunlarının yaşanması mümkündür ve
doğaldır. Çocuğun okul çağına dek içinde yaşadığı ve uyum
sağladığı, kendini kabul ettirdiği ev ve anaokulu ortamından
ayrılarak değişik özellikler taşıyan farklı bir ortama geçişi
çocuk ve aile için belli bir uyum süreci gerektirir.
Okul hayatının başlangıcı çocuğun yaşamının dönüm
noktalarından biridir. Bazı çocuklar bu dönemi çok rahat bir
şekilde geçirebilir. Ancak, başlangıçta çeşitli sorunların
yaşanması olağan karşılanmalıdır. Bu problemlerin zaman içinde
düzeleceğine inanmak ve durumun doğallığını düşünerek abartılı
tepki ve çözüm arayışları denememek gerekir. Tek ilgi ve konu
merkezi ""okul"" olarak düşünülmemeli. Kaygıyı giderecek
farklı, kendisini rahat hissettiği sosyal aktivitelere
yönlendirilmelidir..
Yeni çevrenin uyulması gereken kuralları, yeni karşılaştığı
öğretmen ve çocukları, üstleneceğini düşündüğü görevler
çocuğun uyum sağlamasını güçleştirebilir.
Okula başlarken, zihinsel olarak hazır olmanın yanında sosyal
ve duygusal yönden hazır olması da önem taşır. Okula
başlamadan önce ailenin okul hakkında çocuğa vereceği bilgiler
çocuğun çok yüksek beklentilere yöneltecek türde olmamalıdır.
Çocuğa önyargısız ve gerçekçi bilgiler verilmelidir.
Çocuklar için kaygı yaratabilecek düşünceler şöyle
sıralanabilir:
• Anne-babasından ve alıştığı ortamdan ayrı kalma endişesi
• Okul içerisinde kaybolma veya okulda unutulma endişesi
• Kalabalık sınıf ortamında kendisiyle ilgilenilmeyeceği, fark
edilmeyeceği düşüncesi
• Ders süresinin uzun gelmesi, oynamak istemesi
• Kuralları anlama ve uygulamada zorluk çekeceği düşüncesi
• Başarısızlık endişesi
• Kendi ihtiyaçlarını karşılayamayacağı (yemek, tuvalet vb.)
endişesi…
Bu dönemde bütün sorularına cevap arayışı içinde olan
çocuğunuza her zamankinden daha yakın olun. Okula gitmemek
için yarattığı bahaneleri yadırgamadan dinleyin, kaygılarını
paylaşın ve anlayışlı olun. Bu önemli dönemde onları
etkileyecek başka olumsuz yaşantılardan veya büyük
değişikliklerden uzak tutmaya çalışın. Çocuğu mutlu edecek ve
onurlandıracak ödüllerle teşvik edebilirsiniz
Okula Yeni Başlayacak Çocuklar İçin Neler Yapmalı ?
Araştırmalar, beş ilkokul çocuğundan dördünün okulun ilk günü
sınıfta gerginlik yaşadığını göstermektedir.
• Çocuğunuzu okulla ilgili olarak önceden bilgilendirin ve
okulu gezdirin.
• Güven verin, rahatlatın. Yanında olmadığınızda onun mutlu ve
rahat olacağına ilişkin ona güven verin.
• Sakin kalmaya çalışın. Kaygı, özellikle ebeveynle çocuk
arasında bulaşıcıdır. Çocuk, kaygı duyduğu, canı sıkıldığı her
durumda ne kadar endişelendiğinizi anlamak için size bakacak
ve endişeli olduğunuzu gördüğünde, bu kendi korkularının
yerinde olduğunu doğrulayacaktır. Bu nedenle ne kadar
tedirgin, gergin olursanız olun, dışarıdan bakıldığında sakin
ve rahat görünmeye çalışın.
• Okul çıkışında onu tam zamanında alacağınızı ya da servise
bineceğini, evde mutlaka karşılayacak bir kişinin olduğunu ona
açıklayın. Özellikle kaygılı çocuk, annesinin evde kendisini
karşılamayacağı düşüncesiyle okula gitmek istemeyebilir.
• Ona gününüzün nasıl geçeceğini anlatın.
• Vedalaşmayı uzun sürdürmeyin.
• Gerekirse çok kısa bir süre sınıf arkadaşlarından bazıları
ile tanışın ve ders programını inceleyin.
• Eve geldiğinde okulda yaşadıklarıyla ilgili onunla konuşun.
Yarında mı Okula Gideceğim?
Okula uyum güçlüğü kuvvetli bir endişe nedeniyle çocuğun okula
gitmeyi reddetmesi ya da bu konuda isteksiz görünmesidir.
Okula uyum sorunu olan çocuklar, okula olan isteksizliklerini
tipik bir biçimde bedensel yakınmaları ile dile getirmeye
çalışan, bu nedenle kendilerini evde tutmaları yolunda
anne-babalarını ikna etmeye çalışan çocuklardır.
Okula uyum güçlüğü, çocukların bulundukları yaş dönemine ait
özelliklerden kaynaklanabileceği gibi, aile tarafından izlenen
tutum ve davranışlarla da besleniyor olabilir. Bu noktada
çocuğun içinde bulunduğu gelişimsel dönem özelliklerini bilmek
önemlidir.
Uyum Sürecinde Yaşanan Güçlükler
Çocukların psikososyal ve zihinsel gelişimleri sırasında
karşılaştıkları zorluklarda bulundukları gelişim dönemine
uygun olarak farklı tepkiler verdiği bilinmektedir. Kreşe
başlama, öğretmen değişikliği, yakın çevreden sevilen birinin
kaybı, anne baba tartışması ve kardeş doğumu gibi yaşam
olayları karşısında zorlanan çocuklarımız, aslında belirli bir
uyum süreci yaşamaktadırlar.
Sözel Olarak İfade Edilemeyen Duyguların, Bedensel Dışavurumu
Çocuklar olumlu ya da böylesi olumsuz duygularını
sözelleştirebilmeyi ancak 9–10 yaşlarından sonra
kazanmaktadırlar. Başkalarının ne hissettiklerini ise daha
sonraki gelişim dönemlerinde öğrenmektedirler. Duyguların
sözle ifade edilmediği dönemlerde yaşanan kaygı bedensel
tepkilerle belirtilmektedir. Kreşe ya da okula başlamada
zorlanan çocukların karın ağrıları olmakta, uyku, iştah ya da
davranışları ile ilgili tepkiler görülmektedir. Burada
‘‘zorlanıyorum’’ ya da ‘‘alışamadım’’ olarak anlatılmak
istenen duygular, ‘‘karnım ağrıyor’’, ‘‘başım ağrıyor’’ ya da
‘‘midem bulanıyor’’ gibi bedensel yakınmalarla anlatılmaya
çalışılır.
Bu yakınmaların ne kadar zorlanmaya dayalı ruhsal tepkiler
olduğu ya da bir bedensel hastalığın belirtisi olup olmadığı
sorularının yanıtı anne baba için hiç de kolay olmamaktadır.
Sıklıkla bir çocuk doktoruna başvurularak bedensel hastalığa
ilişkin kanıtlar aranmakta, çoğu zaman da uzun süreli
ayrıntılı incelemelere gerek duyulmaktadır. Çünkü bu dönemde
çocuğun ateşi çıkabilmekte, halsizlik, bitkinlik ve
iştahsızlık olabilmekte ve çocuk gerçekten acı çekmektedir.
Bedensel Dışavurumun En Sık Yaşandığı Zamanlar
Okula uyum sorunu olan çocukların ağrılar şeklinde kendini
gösteren bedensel şikayetleri genellikle sabahları uyanır
uyanmaz görünmekte ve okula gitmemelerine karar verilir
verilmez de kendiliğinden kaybolmaktadır. Eğer çocuklara
öğleden sonra okula gitmeleri önerilirse aynı tür şikayetlerin
bir saat içinde yinelendiği görülür.
Kendilerine o gün için okula gönderilmeyecekleri konusunda söz
verilirse ertesi gün belirtilerin yeniden ortaya çıktığı
dikkatimizi çeker. Hafta sonları genellikle okula uyum güçlüğü
olan çocuklar için aktif olabildikleri ve okul baskısı
olmaksızın diledikleri biçimde eğlenebildikleri en sevilen
dönemdir.
Okula Uyum Güçlüğünün Psikolojik Temelleri
Diğer uyum güçlüklerinde olduğu gibi, okula uyumun güçlüğünün
de psikolojik temeli geniştir. Okul korkusu olan çocukların
görünüşte korkmak için hiç bir nedenleri yoktur. Aslında onlar
için bu korkuya temel teşkil eden noktalar bulunmaktadır.
Bunların başında, aşırı baskı ortamının ağırlıkta olduğu bir
aile ortamı sayılabilir.
Yapılan araştırmalar, okul korkusunun genellikle annelerine
aşırı bağlı çocuklarda sıklıkla yaşandığını göstermiştir. Bu
tip annelerde çocuğun ihtiyaçlarına karşı aşırı duyarlılık,
tüm gereksinimlerini kendileri karşılama ve sürekli olarak
hayal kırıklığına uğratmama çabası olduğu gözlenir.
Okul korkusu olan çocukların babalarında da eşleriyle
işbirliği durumu görülür. Bu tip babalar ev ortamında kurallar
oluşturma ve takip etme misyonu yerine, sürekli bir huzur ve
sükuneti tercih edebilirler.
Okul Korkusunu Tetikleyen Diğer Etmenler
Elbette ki çocuğun okul korkusunun gelişmesinde aile yapısı
tek etken değildir. Bunun dışında; değişiklik, sıkıntı, anne
ya da babanın bir rahatsızlık yaşıyor olması, evde yangın
çıkması, yeni yaşanmış bir hırsızlık olayı da çocuğun evden
uzaklaşmasını zorlaştırıp kendini evde bulunmakla sorumlu
tutmasına neden olabilir. İşte yaşamın ilk yıllarında
oturtulan bu tip bir anne çocuk ilişkisi, çocuğun okula
başladığı ilk dönemlerde güçlük yaşanmasına neden olabilir.
Genelde aşırı koruyucu ortamlarda yetiştirilmiş bir çocuk, ilk
kez bulunduğu okul ortamında doğal olarak korkular
yaşayabilir.
Okul Korkusu Olan Çocuklarla Başa Çıkabilmek İçin
Anne Babalara Öneriler
Çocuğunuzun Okuldan Kaçmadığından Emin Olun
Çocuğunuz okuldan ne kadar korkarsa korksun sorunun tek çözümü
her gün okula gitmeye devam etmesidir. Çocuğun okula devamını
sağlamak ve bundan emin olmak anne babanın sorumluluğundadır.
Anne baba olarak çocuğu korktuğu bir şeyi yapmaya zorlamak zor
olabilir. Ama onu okula mutlaka göndermelisiniz. Çocuğun evde
geçirdiği süre uzadıkça okula dönmesi de o kadar zorlaşır.
Evde uzun zaman kalan çocuk evden ayrılmakta güçlük çeker,
okula dönme endişesi artar, sınıfa adapte olmakta güçlük çeker
ve derslerden geri kalır. Çocuğun okula gitmek istemediği ilk
gün ona tepkinizi belirtin; bunun kabul edilemez bir durum
olduğunu ve durumun sonuçlarıyla yüzleşmesi gerektiğini
aktarın. Çok gerek duyulursa, okula gitmenin yasal bir
zorunluluk olduğunu ve yasalara karşı gelinemeyeceğini
anlatabilirsiniz.
Çocuğun Okuldan Kaçma Sebeplerini Bulun
Çocuğunuzun okuldan kaçmasının çeşitli nedenleri olabilir.
Anne baba olarak çocuğun okuldan sadece sıkılarak mı kaçtığını
ya da daha derin bir problemin işareti mi olduğunu ayırt etmek
önemlidir. Bu noktada çocukla karşılıklı güven ilişkisi
üzerine oturtulmuş sağlıklı bir diyalog, siz ve çocuğunuz için
faydalı olacaktır. Çocuğunuzun bir gün boyunca okulda yaşadığı
her şey sohbet konusu olabilir. Bu sohbetler sırasında dikkat
edeceğiniz tek nokta çocuğun kendini sohbete hazır hissetmesi
ve konuşmayı kendinin başlatmasıdır.
Özellikle okulun ilk günü yaşananlar hakkında ayrıntılı
konuşmalısınız. Dikkat etmeniz gereken noktalar çocuğun
sınıfla, öğretmeniyle uyumu ve arkadaş ilişkileridir. Sınıf
öğretmeninin de çocuğun okuldan kaçma nedenleriyle ilgili
fikirleri olabilir. Çocuğun sınıf içindeki durumunu en iyi
gözlemleyecek kişi öğretmen olduğuna göre okula uyum sorunu
ile başa çıkmada veli-öğretmen işbirliğinin önemi açıkça
görülmektedir.
Çocuğunuzun Korku Duyduğu Öğretmeni ve Sınıfı Tanımasına
Yardımcı Olun
Yeni okula başlayan çocuklarda okul korkusu genellikle okul
kavramının tam oturmamasından kaynaklanmaktadır. Çocuğunuzun
okul korkusunu yenebilmesinin tek yolu öğretmenine güven
duyması ve günlük akışa uyum sağlamasıdır.
Okulun ilk günleri çocuk bir yandan anne baba gözetimi altında
olmak bir yandan da çevreyi keşfetmek ister. Bu nedenle sadece
okulun ilk günlerinde çocuğun okula anne baba tarafından
getirilmesi güven duygusunu destekleyici bir faktör olabilir.
Öte yandan, çocuğun okula adaptasyon süresinin çok fazla
uzamaması ve öğretmen öğrenci ilişkisinin en kısa zamanda
başlayabilmesi için anne baba kısa bir süre sonra yavaşça geri
çekilmelidir. Böylece çocuğun okula ait olma hissi zamanla
artacak ve endişe oranı azalacaktır.
Her çocuğun evde sahip olduğu ve kendiyle özdeşleştirdiği bazı
nesneler vardır. Bunlar evi ve aileyi temsil ettiği için
çocuğun yanında bulunabilir. Bu eşyalar yerine yenisi
konabilecek, kolay kaybolmayacak eşyalar olarak seçilmelidir.
Kendinizdeki ve Çocuğunuzdaki Ayrılık Endişesini Azaltın
Güven, çocuğun yeni çevrelere uyum göstermesi ve ayrılma
zorluklarının üstesinden gelebilmesinde çok önemlidir. Burada
yapılması gereken şey anne baba olarak çocuğunuzdan uzakta
olduğunuzda bile onu sevdiğiniz ve okul bittiği zaman tekrar
bir araya geleceğiniz mesajını vermektir.
Çocuğun okula gideceği ilk gün olumlu olun, onu sevdiğinizi
söyleyin ve okulda güvende olacağını belirtin. Eğer okulun ilk
günüyle ilgili endişeleriniz çok fazlaysa, çocuğunuzun
öğretmeniyle önceden buluşmalı ve bu ayrılığın daha kolay
yaşanması için işbirliği yapmalısınız. Bizim çocuğa duyduğumuz
güven onun korkularıyla baş edebilmesi için en önemli
silahtır.
Okulun ilk günü çocukla birlikte evden çıktığınızda ona sakin,
gerginlikten uzak ve mutlu görünmeye çalışmanız önemlidir. Her
ne kadar çocuğunuzun okula başlaması belli bir çağın sona
erdiği anlamına gelse de kaygılarınızı çocuğunuza yansıtmayın.
Çocuğunuz onu bıraktığınız anda tedirginlik yaşarsa onu
rahatlatmaya çalışın ve her şeyin yolunda gideceğini söyleyin.
Okulla ilgili olumlu bir yaklaşım hem sizin endişenizi belli
etmemenizi sağlayacak hem de çocuğunuzun endişesini
azaltacaktır.
Korkunun Kaynağını Bulun ve Yok Etmeye Çalışın
Çocuğunuzun okul korkusu, okul içinde maruz kaldığı herhangi
bir kötü davranış ya da deneyimden kaynaklanıyor olabilir.
Okulun açıldığı bu ilk dönemlerde yaşanan kötü bir tecrübe
çocuğun kendini savunmasız hissetmesine, okuldan soğumasına ve
kaçmasına neden olabilir. Eğer böyle bir tablo yaşanıyorsa,
öncelikle çocuğun sorun yaşadığı arkadaşı ile bire bir diyalog
kurması ve kendi başına çözüm yolları araması sağlanmalıdır.
Bu yaklaşıma rağmen bir sonuç alınamıyorsa, çocuğumuzun
kendini güvende hissetmesini sağlamak için öğretmenden yardım
isteyebilirsiniz.
Çocuğunuza Korkularının Üstesinden Gelmesi İçin Çeşitli Yollar
Öğretin
Uygulanabilecek bazı teknikler çocuklarımıza korkularıyla
yüzleşme ve kontrol altına alma olanağı sağlayabilir. Kolayca
uygulanabilecek bu teknikler okul çağındaki çocukların
karşılaştıkları güçlüklerin üstesinden gelmede onlara yardımcı
olabilir. Bu tekniklerin en başta gelenlerinden birisi ""hayal
etme çalışmasıdır"". Bu teknikte çocuktan hoş bir olayı ya da
mutlu bir anını hatırlaması istenir. Daha sonra çocuk hayali
olarak kendini bu olayın içine sokar ve o anı tekrar yaşamış
olur. Kendini zorda hisseden çocuk bu tekniği uyguladığında
gevşer ve rahatlar. Bir süre için korkularından uzaklaşmış,
mutlu bir olaya odaklanmış olur. Hayali arkadaş yani çocuğun
hayali olarak kendini koruyan ve sorunlarını paylaşan bir
arkadaş yaratması da bir diğer tekniktir. Bu ve bunun gibi
basit teknikler, okula yeni başlayan çocukların korkularıyla
baş etmelerinde yardımcı olmak açısından idealdirler.
Evde Kalmaktansa, Okula Gitmeyi Tercih Edilir Hale Getirin
Anne babaların sıklıkla düştükleri hata, çocuklarının okula
gitmedikleri günlerde onları evde ödüllendirmeleridir. Bu çoğu
zaman farkında olmadan yapılan bir hatadır. O gün kendini iyi
hissetmeyen ve evde kalan çocuk, anne ya da babası tarafından
sevdiği aktiviteler ile ödüllendirilirse, okuldan kaçma
davranışını yineleyecektir. Örneğin hastalık nedeniyle okula
gitmeyen bir çocuk, o günü yatakta yatarak geçirmelidir. Eğer
çocuk bir okul günü evde kalıyorsa, o günü kitap okuyarak ya
da ders çalışarak geçirmelidir. Bu ve bunun gibi kısıtlamalar
sizlere evde kalmanın cezalandırılması gibi görünmemelidir.
Aksine, sergilenen tavır okuldan kaçma davranışına yönelik
pozitif bir yaklaşımınızın olmadığını göstermektedir.
Okul Korkusu Olan Çocuklarla Başa çıkabilmek İçin Öğretmenlere
Öneriler
İlk Gün Kendinizi ve Okulu Çekici Kılın
Öğretmenlerin ilk günle ilgili amaçları, öğrencileri sevdiğini
göstermek kadar, onlara birçok yeni şeyler öğreteceğini
anlatmak olmalıdır.
İlk dersteki izlenim çok önemlidir. Öğretmene ve derse yönelik
olumlu ve olumsuz tutumlar ilk derste şekillenmeye başlar. Tüm
öğrencilerin katılımıyla gerçekleştirilen bir grup etkinliği
öğretmenin kendisini ve dersi çekici kılması adına etkili
olabilir.
Küçük öğrenciler öğretime kısa süren derslerle başlamalı, sunu
eğlenceli olmalı ve etkinlik grupla birlikte sürdürülmelidir.
Bunu öğrencilerin tek başlarına yapabilecekleri çalışmalar
izleyebilir. Öğretmen sınıf içinde dolaşarak, iyi çalışma
örneklerini ödüllendirmelidir. Böylece iyi çalışmanın
kuralları öğretilmiş olur. Daha sonraları çocukların
birbirlerini tanıyacakları etkinliklere yer verilebilir.
Çocuk İçin Bir Bilinmez Olan Okul Kavramı Hakkında Konuşun
Okulun ilk günü sınıf içinde sıcak ve samimi bir ortam
yaratarak çocuğun okulu reddetme olasılığını azaltabilirsiniz.
Özellikle anaokulu, hazırlık sınıfları ve ilköğretimin ilk
kademelerinde çalışan öğretmenler yeni gelinen bir çevreye
adaptasyon sürecinde çok hoşgörülü olmalıdırlar. Ayrıca
öğretmenler tarafından unutulmaması gereken bir diğer nokta da
bu ayrılık sürecinde anne babanın da en az çocuk kadar zorluk
yaşadığı gerçeğidir. Genellikle okulun ilk günleri öğretmenler
için, sınıf içinde her çocuğun tepkisine cevap verecekleri,
sabır gerektiren bir dönem olarak karşılarına çıkacaktır.
Anne Babalara Bu Sürecin Normal ve Geçici Olduğu Mesajını
Verin
Öğretmenler gelecek öğretim yılında öğrencilerden neler
beklenebileceği konusunda anne babaları bilgilendirebilirler.
Çocuğun gelişiminin ne düzeyde olduğunu söyleyebilirler. Anne
baba çocuğun gelişimi konusunda bir endişe yaşıyorsa benzer
zorluklara diğer çocuklarda da rastlanabildiğini, bu
davranışının yaşına göre normal olduğunu, bu dönemi
atlatmasını kolaylaştırmak için neler yapabileceğini, eğer
ciddi boyutlarda bir problem yaşanıyorsa neler yapabileceğini
açıklayabilirsiniz.
Diğer Çocukların Uygulayabileceği Korkutma ve Alaya Karşı
Dikkatli Olun
Alay etme, dışlama dikkatli gözlemler sonucunda fark
edilebilir. Bu tür olumsuz davranışlarla karşılaşan
öğrencilere öğretmenleri destek olmalı ve güvenini tekrar
kazanması için yardım etmelidir. Aynı zamanda alay eden,
dışlayan öğrenciye de olumsuz davranışının yaratabileceği
sonuçlar çocuğun anlayabileceği tarzda anlatılmalıdır.
Çocuğun Yaşadığı Zorlukların Üstesinden Gelmesinde Ona
Yardımcı Olun
Çocuğun yaşadığı ayrılma zorluklarının üstesinden gelmek için
öğrencinin okula biraz daha erken gelmesi sağlanabilir.
Böylece çocuğun okula uyum sağlamasına yardımcı olunabilir.
Aynı zamanda okuldan ayrılma sırasında ona ekstra destek
sağlanabilir. Öğretmen ayrıca çocuğa gün içinde destek ve
cesaret vererek yanında olduğunu hissettirmelidir.
• Öğretmen çocuğun sınıf içinde mutlu olabilmesi ve sınıf
ortamına katılımın sağlanması konusunda gerekli desteği
göstermeye hazır olmalıdır.
• Öğretmen çocuğu rahatlattıktan sonra ona bazı görevler ve
sorumluluklar vererek önemini ve işlevini vurgulamalıdır.
Kaynakça:
• Haluk Yavuzer; Okul Çağı Çocuğu
• Ümran Korkmazlar; Ana Baba Okulu
• Lütfü İlgar;Yaşadıkça Eğitim Dergisi
• YA-PA Yayınları Anaokulundan İlkokula
milliyet
|