EĞİTSEL KURALLI OYUNLAR
1
2
3
4
5
6
7
|
.
Ayak Ayak Yürüme
Bir ayağın burnuna, öteki ayağın topuğunu değdirerek yapılan
yürüyüşe, "ayak-ayak yürüme" denir.
Bu oyunda çocuklar, yaklaşık bir metre arayla, arka arkaya
dizilirler. Yerin elverişlilik durumuna göre dizilme birerli
kol'da, ikişerli kol'da yada üçerli kol'da olabilir. Oyun
başladığında her çocuk, kollarını iki yana açar, ayak-ayak
yürür. Yürüme yönünden sapan, ayak ayak yürümede yanlış yapan
yada dengesi bozulan, yanmış olur.
Bu oyun iyice öğrenildikten sonra, çocukların gözlerini
kapatmaları istenerek de oynatılabilir.
|
Çapraz Sıçrama
Çocuklar, ikişer ikişer kümelere ayrılırlar. Her iki çocuk yüz
yüze durur; ondan sonra, sağ kolları ile birbirlerinin
kollarına çapraz olarak girerler ve kendi çevrelerinde
sıçrayarak dönerler. Bu dönüş, soldan sağa doğru olur. Bir
süre sonra durup, kollarını değiştirirler; bu kez sol kollarla
çapraz yaparlar, sağdan sola doğru sıçrayarak dönerler. Oyun
istenildiği kadar sürdürülebilir. |
Aç Kapıyı Bezirgân Başı
Bu oyun iki aşamada oynanır. Şarkılı oyun ve çekişme. Alana
bir çizgi çizilir.
Şarkılı oyun başlamadan önce sayışma yapılır, iki çocuk
seçilir, bunlar "Bezirgân" olurlar. Bezirgânlar, arkadaşlarına
duyurmadan kendilerine birer ad takarlar. Örn. Biri al, öteki
yeşil olur. (Aslan-kaplan,elma-armut vb. birbirine yakın başka
adlar da takılabilir.)
Bezirgânlar, çizginin iki yanında olmak üzere, karşılıklı
geçerler, el ele tutuşurlar; ellerini yukarı kaldırarak "kapı"
yaparlar. Öteki çocuklar ( çizgiye koşut olarak ) tek sıra
biçiminde dizilirler; bunlar "kervan" olurlar.
Kervancılar, "aç kapıyı bezirgan başı" şarkısını söyleyerek
"kapı"dan geçmeye başlarlar. Şarkının son dizesi, "arkamdaki
yadigâr olsun, yadigâr olsun" söylendikten sonra, hangi çocuk
"kapıda" içinde kalmışsa o çocuk bezirgânlar tarafından (
kollar arasında tutularak ) tutsak alınır.
Bezirgânlar, "tutsak"ın kulağına sorar: "al mı ?,yeşil mi?"
Tutsak da fısıltıyla yanıtlar:"al" derse, adı "al" olan
bezirgânın arkasına, "yeşil" derse, adı "yeşil" olanın
arkasına geçer; belinden tutar, bekler.
Oyun şarkılı olarak yeniden başlar ve bir çocuk kalıncaya
kadar aynı kurallarla sürer. Bezirgânlar son çocuğu da aynı
yöntemle tutsak alırlar; tutunca, "bir sıçan" derler,
salıverirler; çocuk"al" kümesinin çevresini koşarak dolaşır,
gelip kapıya girer. Bezirgânlar bu kez "iki sıçan" derler,
salıverirler; çocuk "yeşil" kümesinin çevresini koşarak
dolaşır, gelip kapıya girer; bezirgânlar "üç sıçan" derler ve
çocuğu bu kez salıvermezler; "al mı ?…yeşil mi ?" diye ona da
sorarlar. Çocuk ne yanıt verirse, o bezirgânın arkasına geçer.
Burada oyunun çekişme aşaması başlar. "al" ile "yeşil"
çizginin iki yakasında karşılıklı olarak durur, birbirlerinin
ellerinden sıkı sıkı tutarlar. "Al"ın arkasındaki çocuklar
birbirlerinin, "yeşil"in arkasındaki çocuklar da birbirlerinin
bellerinden, sıkı sıkı tutarlar.
Öğretmenin ( yada bir çocuğun ) "başla" demesi üzerine, Al
kümesi ile Yeşil kümesi çekişmeye başlar. Hangi küme çizgiyi
geçer yada koparsa, o küme yenik sayılır.
Kazanan kümedeki çocuklar ellerini tempo ile çırparak "çürük
elma, çürük elma" diye bağrışırlar. Aynı anda iki kümede de
kopma olursa, bütün çocuklar "çürük elma" diye bağrışırlar.
Çocuklar isterlerse oyun, "bezirgân"ları ve adları
değiştirilerek yinelenir.
Kervancılar : -- Aç kapıyı bezirgân başı, bezirgân başı
Bezirgânlar : -- Kapı hakkı ne verirsin, ne verirsin
Kervancılar : -- Arkamdaki yadigâr olsun, yadigâr olsun
Oyun sonunda bezirgânlar : "Bir sıçan, iki sıçan, üç sıçan"
diye, şarkısız olarak sorarlar.
|
|
|
Kim Güçlü
Alanın ortasına bir düz çizgi çizilir. Her çocuk bir eş seçer.
Eşlerden biri çizginin bir yanında durur. Her çocuk sağ
ayağını çizgiye koyar, iki çocuğun sağ ayaklarının burunları
birbiriyle karşılıklı durmuş olur; sol ayaklar geride tutulur.
Çocuklar, karşılıklı olarak el ele tutar, birbirlerini kendi
taraflarına çekmeye çalışırlar. Çekilen, yani çizgiyi geçen
çocuk, oyunu yitirmiş sayılır, oyun istenildiği kadar
yinelenebilir.
Bu oyun, bir çizgi üzerinde çekişmeli yapıldığı gibi, çizgi
olmaksızın, iki çocuğun bir eksen çevresinde dönerek çekişmesi
biçiminde de yapılabilir.
|
İmdat Yarışı
Alana uzun ve düz bir çizgi çizilir. Çizginin 8-10 metre
karşısında ve çizgiye eşit uzaklıkta, birbirine bitişik iki
kale yapılır.
Çocuklar iki eşit kümeye ayrılır. Her küme kendine bir ad
takar; kendi içinden, sayışarak bir kaptan seçer.
Çocukların tümü, çizgiye sağ ayaklarını basarak, koşmaya hazır
biçimde ve yan yana dururlar. İki küme arasında bir metre
kadar açıklık bırakılır.
Her kaptan, kendi kümesinin karşısındaki kale içinde durur.
Öğretmenin yada bir çocuğun "başla" komutuyla oyun başlar. Her
kaptan koşarak kendi kümesine gider, sıranın başındaki çocuğun
elinden tutar; birlikte kaleye doğru koşarlar. Kaleye gelince,
kaptan kalede kalır, onunla birlikte gelen çocuk kaptan olur.
Yeni kaptan da önceki gibi, geri döner, yine sıranın başındaki
bir çocuğun elinden tutar, birlikte koşarak kaleye gelirler.
Bu kez yeni gelen çocuk kaptan olur. Oyun, kesintisiz olarak,
kümedeki çocukların tümü kaleye getirilinceye kadar böylece
sürer.
Hangi küme kaleye önce gelirse, o küme oyunu kazanmış olur.
Oyun süresince, kümedeki çocuklar kaptanlarına "imdat, imdat"
diye bağrışırlar.
|
Çürük Yumurta
Çocuklar arasından bir ebe seçilir. Öteki çocuklar halka olup
çömelirler, ellerini dizleri önünde kenetlerler. Oyun
başlayınca ebe, halkanın ortasında dolaşır. " Bu yumurta
sağlam mı ? Çürük mü ? "der ve bir arkadaşının başına, önden
hafifçe iterek dokunur. Dokunulan çocuğun, düşmeden ve çömelik
durumda dengede kalması gerekir. Dengesi bozulup geriye ( yada
denge sağlayayım derken ileriye ) düşen yada kenetli elleri
çözülen çocuk yanmış olur, oyun dışı kalır. Sona kalan bir kaç
çocuk alkışlanır. İstenirse oyun yinelenir.
|
Gölgeme Basma
Bu oyun, güneşli havada, bahçede oynanır.
Çocuk sayısına göre bir alan belirlenir. Oyun sırasında bu
alanın dışına çıkılmaz. Çocuklar sayışarak aralarında bir ebe
seçerler. Ebe, arkadaşlarını kovalayarak birinin gölgesine
basmaya çalışır. Kimin gölgesine basarsa ebelikten kurtulur.
Gölgesine basılan yada kaçarken oyun alanının dışına çıkan
çocuk ebe olur. Oyun böylece istenildiği kadar sürdürülür. |
Çömel Kurtul
Çocuklar, aralarından bir ebe seçerler. Öteki çocuklar oyun
alanına serbestçe dağılırlar. Ebe, arkadaşları içinden birini
yakalamaya çalışır. Yakalanmak üzere olan çocuk, ebe kendisine
yaklaşınca yere çömelirse, yanmaktan kurtulur. Çömelmeden
yakalanırsa yanar. Yakalanan ebe olur, oyun böylece sürer.
|
Zıpçıktı Çiçek Açtı
Çocuklar halka biçiminde çömelirler. Öğretmen, "çocuklar,
şimdi sizinle, zıpçıktı çiçek açtı oyunu oynayacağız." der,
oyunu anlatır.
Oturan çocuklar, " zıpçıktı çiçek açtı" denilince, hızla ayağa
kalkar, kollarını yana açar ve yine çömelirler. Öğretmen bunun
tersini de söyler: " zıpçıktı çiçek açmadı" diyebilir. Bu
durumda çocuklar çömelik durumlarını bozmayacaklardır.
" Zıpçıktı çiçek açtı" denilince çömelik kalan yada "zıpçıktı
çiçek açmadı" denilince ayağa kalkan çocuk, yanmış olur; oyun
dışı kalır.
|
Köprü Nöbetçisi
Oyun alanına bir dikdörtgen çizilir. Bu köprü olur. Çocuklar
sayışarak dört tane nöbetçi seçerler. Nöbetçilerin her biri
köprünün ( dikdörtgenin ) bir köşesinde durur. Görevleri,
köprüden kimseyi geçirmemektir. Öteki çocuklar, köprünün
(dikdörtgenin ) uzun kenarlarından birinin dışında dururlar.
Yapacakları iş, karşıdan karşıya köprüyü enlemesine geçmektir.
Geçmek için köprüye giren çocuğu nöbetçiler kovalar; ona elle
dokunmaya çalışırlar. Dokunulan çocuk vurulmuş olur. Vurulan
yanar ve o da ötekiler gibi nöbetçi olur. Oyun böylece sürer.
Vurulmadan karşıya geçen çocuk oyunu kazanmış sayılır ve
alkışlanır.
|
Sıçrama Yarışı
Oyun alanında, duvara paralel bir çizgi çizilir.( duvarla
çizgi arası yaklaşık 15-20 adım olabilir.)
Çocuklar, duvarın dibinde yan yana sıralanırlar; ayaklarını
topuklarında bitiştirir ve ayak burunlarını açık olarak tutar,
beklerler.
Öğretmen düdük çalınca ( yada "başla" diyerek başlama komutu
verince " çocuklar topukları üzerinde sıçraya sıçraya gitmeye
başlarlar. Topuklar üzerinde sıçrayarak kim çizgiye önce
varırsa, yarışı o kazanmış olur,alkışlanır. Topuklarının
bitişikliği bozulan yada kural dışı başka devinimler yapan,
yanmış olur, oyun dışı kalır. Yarış, istenildiği kadar
yinelenebilir. |
|
|
Çömleğimde Ne Var ?
Bir ebe seçilir. Öteki çocuklar halka olur, çömelirler. Ebe
halkanın dışında dolaşır. İstediği bir oyuncunun yanında
durur ve sorar :
Ebe : Çömleğinde ne var ?
Oyuncu : Yağ var, bal var.
Ebe : Satar mısın ?
Oyuncu : Satmam.
Ebe : Tattırır mısın ?
Oyuncu : Tattırmam
Ebe : ( oturan oyuncunun eline hızla vurur ve "Al öyleyse,
sen o yoldan, ben bu yoldan" der ve halkanın çevresinden
dolaşarak aynı yere gelmek üzere koşmaya başlar )
Eline vurulan oyuncu da, hemen yerinden kalkar, ebenin
koştuğu yönden değil, ters yönden halkanın çevresinde
koşmaya başlar. İkisinin de amacı, boşalan yere önce gelip
çömelmektir. Kim önce gelirse o çömelir; öteki ebe olur.
Oyun böylece sürer. |
Balık Tutma
Bahçeye, oyun alanı olarak, iki metrekarelik bir dikdörtgen
çizilir. Buna "balık ağı" denilir. Sayışma yapılır, bir ebe
seçilir. Ebe "balıkçı" olur; balık ağının bir köşesinde
bekler. Öteki çocuklar "balık" olurlar ve ağ çevresinde
dolaşırlar. Diledikleri zaman balık ağına ( yakalanmamaya
çalışarak ) girip çıkarlar.
Balıkçı ise, ağa giren balıkları yakalamaya çalışır. Ağın
içine olabildiğince çok sayıda balığın girdiği bir anı kollar.
Dilediği zaman "dur" yada "yakaladım" diye bağırır. Balıkçı
bağırınca, ağ içinde bulunan bütün balıklar oldukları yerde
kalırlar. Balıklar yakalanmış olur.
Balıkçı, balıkları sayar, arkadaşlarına sayısını söyler,
ebelikten kurtulur. Yakalanan balıklar, aralarında sayışarak
yeni bir ebe seçerler. Yeni ebe balıkçı olur. Oyun böylece
sürer. Oyun sonunda, en çok balık tutmuş olan çocuğa "reis"
adı takılır ve o çocuk alkışlanır. |
Parmak Şıklatma
Bu oyun, kolaydan zora doğru, üç aşamada oynanmalıdır.
Çocuklar halka olur, otururlar.
a)- Öğretmenin göstermesiyle ve hep birlikte
- Öğretmen "bir-iki" der, iki avucunu sayma temposuyla
dizlerine vurur. Çocuklar öykünerek yaparlar, aynı devinim bir
kaç kez yinelenir.
- Öğretmen "üç-dört" der, iki avucunu sayma temposuyla
birbirine vurur. Çocuklar öykünerek yaparlar.
- Öğretmen "bir-iki-üç-dört" der ve avuçlarını iki kez
dizlerine, iki kez de birbirlerine ( sayma temposuna uyarak )
vurur. Çocuklar öykünürler, yinelerler.
Buraya kadar alıştırma yöntemiyle öğretilen sayma-vurma işlemi
pekiştikten sonra öğretmen, parmak şıklatmayı gösterir,
anlatır; çocuklara birer birer ve topluca yaptırır.
Öğrenildiğini saptadıktan sonra, sayarak parmak şıklatmaya
geçer.
- Öğretmen "beş-altı" der, sağ ve sol elleriyle ( sayma
temposuna göre ) parmaklarını şıklatır.
Çocuklar öykünerek yaparlar, gerektiği kadar yinelenir.
- Son aşamada öğretmen, "buraya kadar ayrı ayrı öğrenilmiş
olan sayma-yapma devinimlerini birleştirir"; "bir-iki-üç
dört-beş-altı " diye sayarak, sırasıyla iki kez dizlerine, iki
kez ellerine vurur, iki kez de parmaklarını şıklatır. Çocuklar
da öğretmene öykünerek ve tempoya uyarak yaparlar.
Bu oyun iyice öğrenildikten sonra, alıştırmalar yaptırılmadan,
birden altıya kadar sayılarak gereken devinimler yaptırılır.
Öğretmen, çocukların dikkatlerini, ritmik duyuşlarını ve
reflekslerini geliştirmek amacıyla, sayma-yapma temposunu
hızlandırabilir, ağırlaştırabilir.
|
Acı-Tatlı Oyunu
Çocuklar sıra biçiminde yan yana dizilirler. Öğretmen
karşılarına geçer, acı, ekşi, tatlı vb. tat bildiren
sözcükleri söyler.
Acı denilince, çocuklar hep birlikte, ağızlarını açıp
elleriyle ağızlarını yelpazeleyerek, ağızlarının acıdan
yandığını belirtmeye çalışırlar.
Ekşi denilince, yüzlerini buruşturup ekşi yemişler gibi
mimikler yaparlar. Tatlı denilince, tatlı yemiş gibi damak
şaklatıp gülümserler.
|
1
2
3
4
5
6
7
|
 |
|