Basın Bildirisi

Düşüncenin kendini özgürce açtığı alan, felsefedir. Bu nedenle felsefe yapmak ve felsefe ile uğraşmak özgür ve demokratik birey ve toplum olma yoluna girmenin ilk adımıdır. Felsefe, insanı özelde bireyi özgürleştirir ve yaşam...ın anlamını araştırmasını sağlar. Felsefesiz birey ve toplum, yaşamdan ve dünyadan kopuk bir yaşam sürmektedir. Ünlü Yunanlı filozof Sokrates’in dediği gibi, “sorgulanmamış yaşam, yaşanmaya değmez yaşamdır” ilkesi felsefenin önemini bize 25 asır öncesinden vermektedir.

Ülkemizde son yıllarda felsefe alanında yapılan yayın ve kongrelerle önplana çıkmaya başlamıştır. Felsefenin önemi kavranmış ve gerekli değer yavaşda olsa verilmeye başlanmıştır. Üniversitelere açılan felsefe bölümlerinde yetişen gençler ile geleceğe daha özgür ve bağımsız bakabilen bireylerin yetiştiğini ve yetişeceğini müjdelemektedir. Arıca varolan felsefe dernekleri ile de halka ulaşmak amaçlanmaktadir. Kentimizde bulunan Uludağ Felsefe Derneği , felsefenin Bursalılarla tanışmasını ve ulaşmasını uzun yıllardır sürdürmektedir.

UNESCO tarafından her yılın Kasım ayının 3 Perşembesi Dünya Felsefe Günü ilan edilmiştir. Bu yılda Dünya Felsefe Günü, 18 Kasım 2010 Perşembe günü kutlanacaktır. Uludağ Üniversitesi Felsefe Bölümü Bursa’nın değişik liselerinde ve üniversitenin içinde Dünya Felsefe Gününü yapacağı birçok etkinlikle kutlamayı planlamaktadır. Tüm halkımızın Dünya Felsefe Günü Kutlu olsun.

Saygılarımla,

Prof. Dr. A. Kadir ÇÜÇEN

Uludağ Üniversitesi Felsefe Bölümü Başkanı ve Uludağ Felsefe Derneği Başkanı

--------------------------------------------------------------------------------

BURSA KENT KONSEYİ FELSEFE ÇALIŞMA GRUBU KOORDİNATÖRÜ

Dişhekimi Gürkan KAYA’nın DÜNYA FELSEFE GÜNÜ için

BASIN AÇIKLAMASI

2010 yılı itibariyla insanlık uygarlık aşamalarının geldiği son nokta düşüncenin evriminin ve düşüncenin devriminin geldiği son noktadır.İnsanlık uygarlık aşamaları bugüne insan zihnindeki düşünce evrimi ve devrimi sonucunda gelmiştir. Atomun parçalanmasının menşeesinin günümüzden 2300 yıl önce ünlü felsefeci, düşünce adamı DEMOKRİTOS’un atomun sonsuz bölünemeyeceğini, en son bölünmede bir noktada, bir yerde durması gerektiğini ifade ettiği kavramından doğduğunu görmekteyiz.

Bugün; bilim,sanat,edebiyat,kültür,teknoloji,uygarlık,ada let,hukuk,yönetim biçimleri ve demokrasinin geldiği son nokta düşüncenin evrimi ve düşüncenin devriminin vardığı son noktadır.

Demokrasinin; Devlet yapılanmalarının temellerinin günümüzden 2200 yıl önce ünlü felsefeci ARİSTO tarafından atıldığını görmekteyiz.

Demokrasinin üç temel ilkesi olan yasama,yürütme,yargı erkinin güçler ayrılığı kavramının ünlü felsefeci MONTESQUIEU tarafından atıldığını görmekteyiz.

İnsanlık uygarlık aşamalarının başlangıcından itibaren insanların topluluk halinde yaşamaları ihtiyacı doğmasından kaynaklanan yapılanmalarda topluluk içinde bulunan her bireyin belirli bir yönetim sistemine dahil olmasının gerektiği ve bu sistem içinde bireylerin topluluklar halinde yaşaması için bir toplumsal sözleşmeye tabii olması gereksimini doğurduğu toplumsal sözleşmeler ve anayasaların ünlü felsefeci J.J. ROUSSEAU tarafından atılıdığını görmekteyiz.

Bugün geçmiş uygarlıkları incelediğimizde Büyük İskenderi Büyük İskender yapan gücün arkasındaki ARİSTO olduğunu, Osmanlı Devleti’nin kurucusu Osman Gazi’yi Osman Gazi yapan gücün arkasındaki Şeyh EDEBALİ olduğunu görmekteyiz. Kısacası insanlık uygarlık aşaması geldiği son noktada felsefe’nin tartışılmaz çok önemli ve değerli katkıları bulunmaktadır. Bugün bilim ve teknolojinin geldiği son nokta düşüncenin insan zihnindeki buluşlarının vardığı noktadır.

Düşünen insan ‘’ Homo Sapiens Neandertalis’’in geldiği son nokta insanlık uygarlık aşamasında ‘’düşünce evrimi’’nin ve ‘’düşünce devrimi’’nin geldiği felsefi son noktadır.

Bugün atomun parçalanması prensibi önce insan zihninde düşünce olarak hayal etmekle başlıyorsa işte burada ‘’felsefe’’ kendine varlık alanı bulmasından kaynaklanmaktadır.

Kısacası bugün insanlık atomu parçalayabiliyorsa bu felsefe sayesindedir ve felsefenin varlık ve yaşama alanından kaynaklanmaktadır.

Sağlıklı toplumlar, sağlıklı düşünceler ile meydana gelirler.Sağlıklı düşünce ise düşünmenin menşeesinden ve ilkelerinden hareketle meydana gelir.Düşüncenin menşeei ve ilkelerinin kaynağı da ‘’felsefe’’ dir, felsefi düşüncedir. Gelecekte sağlıklı toplumlar olmak ve yetiştirmek istiyorsak felsefeye okul öncesi eğitimde, temel eğitimde, yüksek öğretimde ve günlük hayatımızda hakettiği yeri ve önemi vermek zaruriyetideyiz.

Süper güçlerin en temel üç özelliklerine baktığımızda ‘’askeri gü璒, ‘’ekonomik gü璒 ve ‘’bilgi gücü’’ne sahip olduklarını görmekteyiz.Bilgi gücüne sahip olmakta menşeesi itibarıyla bilginin kaynağı olan felsefeye hakettiği yeri ve önemi vermekle olur.

İnsanlık uygarlık gelişimi aşaması,düşüncenin evrimi ve düşüncenin devrimi aşamasıdır.Düşüncenin evrimi ve düşüncenin devrimi için toplumlar ve toplumları oluşturan devletler felsefeye temel eğitim ve öğretimde ana ders olarak eğitim müfredatlarında yer vermek durumundadırlar.

Ne zaman ki merkezi ve yerel yönetimin her kademeleri kendilerine danışman olarak felsefe ve sosyal bilimler alanındaki akademisyenlere yer vereceklerdir,işte o zaman insanlık uygarlık aşamasında demokrasi gerçek anlamda uygulanabilir ve toplumların içinde bulunduğu ekonomik,sosyal ve kültürel sorunlara kesin ve kalıcı çözümler üretme noktasına felsefi bakış açısıyla, akıl ve mantık yoluyla düşünce yoluyla taşınacaktır.Bu alanda yapılması gereken ilk adım her yıl kasım ayının üçüncü perşembe gününün ‘DÜNYA FELSEFE GÜNÜ ‘’ olarak kabul edildiğini ve kutlandığının merkezi ve yerel yönetim organları tarafından sahip çıkılması ve kamuoyu ile paylaşılması olacaktır.

DÜŞÜNEN İNSAN ‘’HOMO SAPIENS NEANDERTALIS’’in

DÜNYA FELSEFE GÜNÜ kutlu olsun.

Dişhekimi Gürkan KAYA

BURSA KENT KONSEYİ FELSEFE ÇALIŞMA GRUBU KOORDİNATÖRÜ